İhitiyari ve Zorunlu Arabuluculuk Süreçleri | İstanbul Arabuluculuk
İSTANBUL ARABULUCULUK HİZMETLERİ VE HUKUKİ SÜREÇ
Yargı sistemindeki iş yükünün her geçen gün artması, uyuşmazlıkların mahkemeler eliyle çözülmesini hem maliyetli hem de yıllar süren yıpratıcı bir sürece dönüştürmektedir. Özellikle ticaretin, sanayinin ve nüfus hareketliliğinin kalbi olan megakentimizde, hukuki ihtilafların geleneksel dava yoluyla çözülmesi taraflar için ciddi bir zaman kaybı ve ticari risk barındırır. İşte bu noktada alternatif uyuşmazlık çözüm (ADR) yöntemlerinin en etkilisi olan arabuluculuk müessesesi devreye girmektedir.
YILMAZ & TATLI Hukuk ve Danışmanlık Bürosu olarak, hukuki uyuşmazlıkların barışçıl, hızlı, gizlilik esasına dayalı ve ekonomik bir şekilde çözüme kavuşturulması amacıyla profesyonel arabuluculuk ve taraf vekilliği hizmetleri sunmaktayız. Kurucu ortağımız Avukat Mert Tatlı liderliğindeki uzman kadromuzla, gerek dava şartı (zorunlu) gerekse ihtiyari (gönüllü) arabuluculuk süreçlerinde müvekkillerimizin yasal haklarını koruyan, ticari ilişkilerini ayakta tutan ve mahkeme kararı gücünde kesin çözümler üreten bir köprü görevi üstleniyoruz. İstanbul Kartal'daki (Helis More Residence) merkez ofisimiz başta olmak üzere Kocaeli, Bursa, İnegöl ve Türkiye genelinde, tarafların el sıkışarak ve her iki tarafın da kazanarak (win-win) ayrıldığı bir müzakere ortamını titizlikle yönetiyoruz.
İÇİNDEKİLER
1. ARABULUCULUK KAVRAMI, HUKUKİ NİTELİĞİ VE TEMEL İLKELERİ
1.1. Arabuluculuk Nedir? Tarihsel Gelişimi ve Yasal Altyapısı
1.2. Gönüllülük (İhtiyarilik) ve Eşitlik İlkesi
1.3. Gizlilik İlkesi ve Beyanların/Belgelerin Delil Olarak Kullanılamaması
10.4. Arabulucunun Tarafsızlığı ve Bağımsızlığı
2. ARABULUCULUK TÜRLERİ VE KAPSAMI
2.1. Dava Şartı (Zorunlu) Arabuluculuk Nedir?
2.2. İhtiyari (Gönüllü) Arabuluculuk Nedir?
2.3. Arabuluculuğa Elverişli Olan ve Olmayan Uyuşmazlıklar
3. İŞ HUKUKUNDA DAVA ŞARTI ARABULUCULUK VE UYGULAMASI
3.1. İşçi ve İşveren İhtilaflarında Arabuluculuğun Kapsamı
3.2. Kıdem, İhbar, Kötüniyet Tazminatları ve Ücret Alacakları
3.3. İşe İade Talepli Uyuşmazlıklar ve Kritik Süreler
3.4. İş Kazası ve Meslek Hastalıklarında Arabuluculuk Sınırları
4. TİCARİ ARABULUCULUK VE ŞİRKETLER HUKUKU UYGULAMALARI
4.1. Ticari Davalarda Dava Şartı Arabuluculuk
4.2. Sözleşmelerden Doğan Alacaklar, Cari Hesap ve Faturalara İlişkin İhtilaflar
4.3. Şirket Ortakları Arasındaki İhtilaflar ve Çözüm Yolları
4.4. Uluslararası Ticari Uyuşmazlıklar ve Singapur Sözleşmesi'nin Etkisi
5. KİRA, KAT MÜLKİYETİ VE KOMŞULUK HUKUKUNDA ARABULUCULUK
5.1. 7445 Sayılı Kanun (Eylül 2023) ile Gelen Yeni Dönem
5.2. Kira Bedelinin Tespiti ve Tahliye Uyuşmazlıkları
5.3. Kat Mülkiyeti (Apartman/Site Yönetimi) ve Komşuluk Hakkı İhtilafları
5.4. Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davalarında Arabuluculuk
6. TÜKETİCİ HUKUKU VE DİĞER ALANLARDA ARABULUCULUK
6.1. Tüketici Mahkemelerinde Dava Şartı Arabuluculuk Sınırları
6.2. Banka, Sigorta ve Finans Sektöründen Doğan Tüketici İhtilafları
6.3. Aile Hukukunda Arabuluculuğa Elverişli Alanlar (Mal Paylaşımı ve Maddi Talepler)
6.4. Tazminat ve Sigorta Rücu Davalarında Uzlaşma Süreçleri
7. ARABULUCULUK SÜRECİNİN BAŞLATILMASI VE YÖNETİLMESİ
7.1. Arabuluculuk Başvurusu Nasıl ve Nereye Yapılır?
7.2. Arabulucunun Atanması ve İlk Toplantı Daveti
7.3. Arabuluculuk Sürecinde Zamanın Durması ve Hak Düşürücü Sürelere Etkisi
7.4. Toplantıya Katılmamanın Yasal ve Mali Sonuçları (HMK m. 18/A-11 Faturası)
8. ARABULUCULUK GÖRÜŞMELERİNDE MÜZAKERE TEKNİKLERİ VE STRATEJİ
8.1. Masaya Hazırlık: Risk Analizi ve BATNA (En İyi Alternatif) Belirleme
8.2. Çıkar Odaklı Müzakere Yaklaşımı vs. Pozisyonel Yaklaşım
8.3. Çıkmazların (Kilitlenmelerin) Aşılması ve İletişim Stratejileri
9. ARABULUCULUK SÜRECİNİN SONA ERMESİ VE ANLAŞMA BELGESİNİN HUKUKİ GÜCÜ
9.1. Sürecin Sona Erme Halleri ve Son Tutanak (Son Protokol)
9.2. Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin İlam Niteliği ve İcra Edilebilirlik Şerhi
9.3. Anlaşma Belgesinin Kesin Hüküm Etkisi ve Dava Açma Yasağı
9.4. Arabuluculuk Ücreti ve Yargılama Giderlerinin Paylaşımı
10. ARABULUCULUKTA TARAF VEKİLLİĞİNİN (UZMAN AVUKATIN) ÖNEMİ
10.1. Hak Kayıplarını Önlemede Avukatın Rolü: Neden Bir Avukatla Katılmalısınız?
10.2. Sürecin Bir İstanbul Avukatı ile Yönetilmesinin Maddi ve Manevi Avantajları
11. SIKÇA SORULAN SORULAR (SSS)
1. ARABULUCULUK KAVRAMI, HUKUKİ NİTELİĞİ VE TEMEL İLKELERİ
1.1. Arabuluculuk Nedir? Tarihsel Gelişimi ve Yasal Altyapısı
Arabuluculuk (Mediation); üzerinde serbestçe tasarruf edilebilecek hukuki uyuşmazlıkların, tarafsız, bağımsız ve bu alanda uzmanlık eğitimi almış bir üçüncü kişinin rehberliğinde, sistemli müzakere teknikleri kullanılarak çözüme kavuşturulduğu, mahkeme dışı, gizli ve bağlayıcı bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Geleneksel yargılamadan en büyük farkı, kararın bir hakim tarafından verilmemesi; bizzat uyuşmazlığın tarafları tarafından ortaklaşa üretilmesidir.
Dünyada modern anlamda arabuluculuk uygulamaları, 1970'li yıllardan itibaren Anglo-Sakson hukuk sisteminde (özellikle ABD'de) mahkemelerin iş yükünü azaltmak ve ticari dünyadaki tıkanıklıkları aşmak amacıyla gelişmiştir. Türk hukuk sisteminde ise köklü bir "sulh" kültürü bulunmasına rağmen, bu müessese modern ve kurumsal bir yapıya ancak 2012 yılında kavuşmuştur.
Türk arabuluculuk hukukunun temelini 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK) ve bu kanunun uygulanmasına dair yönetmelik oluşturmaktadır. 6325 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesiyle birlikte, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Arabuluculuk Daire Başkanlığı kurulmuş, arabuluculuk faaliyetleri resmi bir sicile bağlı, lisanslı ve denetlenen bir mesleki faaliyet haline getirilmiştir.
1.2. Gönüllülük (İhtiyarilik) ve Eşitlik İlkesi
6325 sayılı Kanun’un 3. maddesinde düzenlenen "İradilik" (Gönüllülük) ilkesi, arabuluculuğun en temel sütunlarından biridir. Kanunda dava şartı olarak düzenlenen zorunlu haller saklı kalmak kaydıyla, taraflar bir arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda tamamen özgürdürler. Kimse, istemediği bir masada oturmaya veya onaylamadığı bir anlaşma metnini imzalamaya zorlanamaz. Dava şartı olan hallerde dahi, zorunlu olan tek şey "ilk toplantıya katılım sağlamaktır." İlk toplantıdan sonra taraflar, uzlaşmak istemedikleri takdirde süreci anında sonlandırıp mahkeme yoluna gitme hakkına sahiptirler.
Eşitlik ilkesi (HUAK m. 4) ise, arabuluculuk masasında tarafların sosyo-ekonomik güçleri, sıfatları (işçi-işveren, dev şirket-tüketici vb.) ne olursa olsun, yasal olarak tamamen eşit hak ve söz haklarına sahip olduğunu ifade eder. Arabulucu, taraflardan birine daha fazla imtiyaz tanıyamaz, masadaki dengeyi bozamaz. Her iki taraf da argümanlarını, taleplerini ve endişelerini eşit süre ve koşullarda dile getirme hakkına sahiptir. Bu ilke, zayıf tarafın güçlü taraf karşısında ezilmesini önleyen psikolojik ve hukuki bir güvencedir.
1.3. Gizlilik İlkesi ve Beyanların/Belgelerin Delil Olarak Kullanılamaması
Arabuluculuğu mahkeme yargılamasından ayıran ve özellikle ticari işletmeler ile prestijini korumak isteyen şahıslar için hayati önem taşıyan ilke "Gizlilik"tir (HUAK m. 4 ve m. 5). Mahkeme duruşmaları anayasal bir kural olarak halka açık (aleni) iken, arabuluculuk görüşmeleri tamamen kapalı kapılar ardında yürütülür.
Sır Saklama Yükümlülüğü: Arabulucu, taraflar, taraf vekilleri ve görüşmeye katılan uzmanlar, süreç içinde edinilen tüm bilgi, belge, teklif ve beyanları gizli tutmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali, 6325 sayılı Kanun uyarınca cezai yaptırıma (hapis cezası) tabidir.
Delil Yasağı (HUAK m. 5): Taraflar, arabuluculuk süreci uyuşmazlıkla sonuçlansa dahi, bu süreçte karşı tarafın yaptığı sulh tekliflerini, kabul beyanlarını, ikrarlarını veya sadece arabuluculuk toplantısı için hazırlanan belgeleri açılacak bir mahkeme davasında asla delil olarak ileri süremezler. Hakim veya hakemler, bu tür beyanları hükme esas alamaz. Örneğin; bir işveren arabuluculuk masasında "Aslında 100.000 TL kıdem tazminatı borcum var ama şu an 50.000 TL verip helalleşelim" dediyse ve anlaşma sağlanamadıysa, işçi mahkemede "İşveren masada 100.000 TL borcu olduğunu kabul etti, bu beyanı delildir" diyemez. Bu kural, tarafların masada özgürce ve korkusuzca teklif üretebilmesini sağlar.
1.4. Arabulucunun Tarafsızlığı ve Bağımsızlığı
Arabulucu, bir hakim veya hakem değildir; uyuşmazlık hakkında bir hüküm kurmaz, kimin haklı kimin haksız olduğuna karar vermez. Görevi, taraflar arasındaki iletişim kanallarını açarak, onların kendi çözümlerini bulmalarına yardımcı olmaktır. Bu nedenle arabulucunun tarafsızlığı ve bağımsızlığı (HUAK m. 9) mutlaktır.
Arabulucu, taraflar arasında ön yargısız davranmak, tarafsızlığını şüpheye düşürecek her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır. Eğer taraflardan biriyle geçmişe dayalı bir akrabalık, iş ortaklığı veya menfaat ilişkisi varsa durumu derhal bildirmek ve tarafların açık onayı yoksa görevden çekilmekle yükümlüdür. Arabulucu, süreç boyunca taraflara hukuki tavsiyede bulunamaz, yönlendirme yapamaz. Bu durum, arabuluculuk masasında yasal hakların savunulması için neden bir İstanbul avukatı ile taraf vekili olarak çalışılması gerektiğinin de en temel cevabıdır; çünkü arabulucu sizin adınıza hakkınızı savunmaz, sadece masanın düzenini sağlar.
2. ARABULUCULUK TÜRLERİ VE KAPSAMI
2.1. Dava Şartı (Zorunlu) Arabuluculuk Nedir?
Türk hukukunda arabuluculuk, adalet sisteminin etkinliğini artırmak amacıyla zamanla iki ana kategoriye ayrılmıştır. Bunlardan ilki ve uygulamada en sık karşılaşılanı Dava Şartı Arabuluculuktur. Kanun koyucu, belirli uyuşmazlık türlerinde doğrudan mahkemeye dava açılmasını yasaklamış; dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasını ve yasal müzakere sürecinin tüketilmesini "davanın açılabilmesi için bir ön şart" (dava şartı) olarak belirlemiştir.
Eğer bir uyuşmazlık yasal olarak dava şartı arabuluculuk kapsamında yer alıyorsa ve taraflar arabulucuya gitmeden doğrudan adliyede dava açarlarsa, mahkeme davanın esasına hiç girmeden, sırf bu usuli eksiklik nedeniyle davayı "dava şartı yokluğundan usulden reddeder". Bu durum, ciddi bir harç kaybına, zaman kaybına ve hak düşürücü sürelerin geçmesine neden olabilir. Günümüz itibariyle iş hukukundaki tazminatlar, ticari davalardaki alacak talepleri, tüketici uyuşmazlıklarının büyük kısmı ve kira ihtilafları dava şartı arabuluculuğa tabidir.
2.2. İhtiyari (Gönüllü) Arabuluculuk Nedir?
İhtiyari Arabuluculuk ise, kanunen arabulucuya gitme zorunluluğu bulunmayan, ancak tarafların kendi özgür iradeleriyle, uyuşmazlığı mahkeme yargılamasına taşımadan, hızlı ve gizli bir şekilde çözmek amacıyla başvurdukları yöntemdir. Taraflar, arabuluculuğa elverişli olan her türlü hukuki ihtilafta, uyuşmazlık henüz mahkemeye taşınmadan önce veya dava açılmış olsa bile yargılama devam ederken ihtiyari olarak arabulucuya gidebilirler.
İhtiyari arabuluculuk, ticari sırlarının açığa çıkmasını istemeyen firmalar, aile içi mal paylaşımını sessizce çözmek isteyen eşler veya mirasçılar için muazzam bir esneklik sunar. İhtiyari arabuluculukta da süreç başarıyla sonuçlandığında hazırlanan anlaşma belgesi, tıpkı zorunlu arabuluculukta olduğu gibi mahkeme ilamı hükmündedir.
2.3. Arabuluculuğa Elverişli Olan ve Olmayan Uyuşmazlıklar
6325 sayılı Kanun’un 1. maddesinin 2. fıkrası uyarınca; ancak "tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıkları" arabuluculuğa elverişlidir. Bir başka deyişle, tarafların kamu düzenini ilgilendirmeyen, sulh olabilecekleri, vazgeçebilecekleri, üzerinde pazarlık yapabilecekleri her türlü maddi ve hukuki konu arabuluculuk masasına taşınabilir.
Aşağıdaki tabloda, hangi alanların arabuluculuğa elverişli olduğu ve hangi alanlarda arabuluculuk yapılmasının yasal olarak imkansız olduğu açıkça karşılaştırılmıştır:
Arabuluculuğa Elverişli Olanlar (Üzerinde Serbestçe Tasarruf Edilebilenler) | Arabuluculuğa Elverişli Olmayanlar (Kamu Düzenini İlgilendirenler) |
Kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai, ücret alacakları | İş hukukundaki hizmet (sigortalılık) tescil davaları |
Ticari sözleşmelerden doğan alacak, tazminat ve cezai şartlar | Ceza davaları ve kamu hukuku ihtilafları |
Kira bedeli tespiti, tahliye ve kat mülkiyeti uyuşmazlıkları | Soybağının reddi, babalık ve evlat edinme davaları |
Tüketici alışverişleri, ayıplı mal ve hizmetten doğan zararlar | Boşanmanın kendisi ve velayet hakkının özü |
Boşanma sonrası mal rejiminin tasfiyesi, maddi-manevi tazminat | İdari yargının görev alanına giren iptal ve tam yargı davaları |
Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) ve paylaşımlar | Vergi uyuşmazlıkları ve kaçakçılık suçları |
3. İŞ HUKUKUNDA DAVA ŞARTI ARABULUCULUK VE UYGULAMASI
3.1. İşçi ve İşveren İhtilaflarında Arabuluculuğun Kapsamı
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca, 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren işçi ile işveren arasındaki bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi alacakları, tazminatları ve işe iade taleplerinde arabulucuya başvurulması dava şartı haline getirilmiştir. İş hukukunda arabuluculuk, işçi ve işveren arasındaki asimetrik ilişkiyi dengelemeyi ve her iki tarafın da uzun yıllar süren mahkeme masraflarından (bilirkişi, tanık, harç) kurtulmasını amaçlar.
3.2. Kıdem, İhbar, Kötüniyet Tazminatları ve Ücret Alacakları
İş sözleşmesinin feshi ile birlikte doğan veya çalışma süresince ödenmeyen tüm parasal haklar dava şartı arabuluculuk kapsamındadır. Bu kapsamda masada müzakere edilebilecek başlıca alacak kalemleri şunlardır:
Kıdem Tazminatı: En az 1 yıllık çalışma süresi olan işçinin, yasada belirtilen haklı nedenlerle veya işveren tarafından haksız olarak işten çıkarılması durumunda hak ettiği yıla dayalı tazminattır.
İhbar Tazminatı: İş sözleşmesini feshetmek isteyen tarafın, yasal bildirim sürelerine uymaması halinde karşı tarafa ödemekle yükümlü olduğu tazminattır.
Ücret ve Yan Haklar: Ödenmeyen çıplak maaş, fazla mesai (fazla çalışma) ücretleri, Hafta Tatili (HT) ve Ulusal Bayram ve Genel Tatil (UBGT) ücretleri, kullanılmayan Yıllık İzin Ücretleri.
Diğer Tazminatlar: Kötüniyet tazminatı, sendikal tazminat, ayrımcılık tazminatı, iş sözleşmesindeki cezai şartlar.
Arabuluculuk masasında bu alacakların her biri tek tek, brüt ve net tutarları üzerinden, faiz başlangıç tarihleri gözetilerek müzakere edilir. İş hukukunda uzman bir İstanbul avukatı marifetiyle hesaplama yapılmadan imzalanan tutanaklar, işçinin hak ettiğinden çok daha azına razı olmasına veya işverenin yasal muafiyetleri gözden kaçırmasına neden olabilir.
3.3. İşe İade Talepli Uyuşmazlıklar ve Kritik Süreler
4857 sayılı İş Kanunu kapsamında iş güvencesinden yararlanan (30 veya daha fazla işçi çalıştıran iş yerlerinde, en az 6 aylık kıdemi olan) bir işçinin iş sözleşmesi geçerli bir sebep gösterilmeksizin feshedilirse, işçi işe iade talebiyle yasal süreci başlatabilir. İşe iade süreçlerinde kanun koyucu son derece sıkı ve hak düşürücü nitelikte süreler öngörmüştür:
[İş Sözleşmesinin Feshi / Tebliği]
│
▼ (1 AY İÇİNDE)
[Arabuluculuğa Başvuru Zorunluluğu]
│
├─────────────────────────────────────────┐
▼ (ANLAŞMA SAĞLANDI) ▼ (ANLAŞMA SAĞLANAMADI)
[İşe Başlatma Takvimi / [Son Tutanak Tarihinden İtibaren]
Boşta Geçen Süre Tazminatı Belirlenir] │
▼ (2 HAFTA İÇİNDE)
[İş Mahkemesinde Dava Açılması]
Eğer arabuluculuk masasında anlaşma sağlanırsa, imzalanacak protokolde işçinin hangi tarihte işe başlatılacağı, işe başlatılmaması halinde ödenecek işe başlatmama tazminatı (4 ila 8 aylık ücret arası) ve boşta geçen süre ücretinin (en çok 4 aya kadar) parasal tutarlarının net olarak yazılması zorunludur. Aksi takdirde anlaşma belgesi geçersiz sayılır.
3.4. İş Kazası ve Meslek Hastalıklarında Arabuluculuk Sınırları
İş hukukunda en çok tereddüt edilen konulardan biri de iş kazası veya meslek hastalığı neticesinde doğan maddi ve manevi tazminat taleplerinin durumudur. 7036 sayılı Kanun uyarınca, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları dava şartı arabuluculuk kapsamında değildir.
Yani, bir iş kazası geçiren işçi, doğrudan İş Mahkemesinde tazminat davası açabilir. Ancak, taraflar dilerlerse kamu düzenine aykırı olmamak ve maluliyet oranı (iş göremezlik derecesi) netleşmiş olmak kaydıyla, aralarında ihtiyari (gönüllü) arabuluculuk yoluyla bir araya gelerek sulh olabilirler. İhtiyari olarak yapılan bu anlaşma da geçerlidir; ancak dava açılmadan önce arabulucu bürosuna başvurulması zorunlu tutulmamıştır.
4. TİCARİ ARABULUCULUK VE ŞİRKETLER HUKUKU UYGULAMALARI
4.1. Ticari Davalarda Dava Şartı Arabuluculuk
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5/A maddesi uyarınca, 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirilmiştir. İstanbul gibi küresel ticaretin, sanayinin ve holding merkezlerinin kümelendiği bir finans merkezinde, şirketler arası ticari ihtilafların mahkeme koridorlarına taşınması ticari itibar, gizlilik ve likidite yönetimi açısından ciddi riskler barındırır.
Ticari arabuluculuk, serbest piyasa ekonomisinin ihtiyaç duyduğu esnekliği, hızı ve uzmanlığı yargısal formalitelerin bürokratik engellerine takılmaksızın tarafların hizmetine sunar. Bir ticari uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuğa tabi olabilmesi için iki temel şartın birlikte bulunması gerekir:
Uyuşmazlığın TTK m. 4 bağlamında bir "ticari dava" (mutlak veya nispi ticari dava) niteliğinde olması,
Dava açacak olan tarafın talebinin doğrudan bir miktar paranın ödenmesine (alacak, tazminat, likit cezai şart) ilişkin olması.
Eğer davanın konusu para alacağı değil de ticari defterlerin teslimi, menfi tespit (borçlu olmadığının tespiti), şirket genel kurul kararının iptali veya marka tecavüzünün önlenmesi gibi gayrimaddi ya da tespite dayalı talepler ise, doğrudan dava açılabilmektedir. Ancak paraya ilişkin taleplerde arabuluculuk aşaması tüketilmeden açılan davalar, İstanbul adliyelerindeki asliye ticaret mahkemeleri tarafından esasa girilmeksizin usulden reddedilmektedir.
4.2. Sözleşmelerden Doğan Alacaklar, Cari Hesap ve Faturalara İlişkin İhtilaflar
Şirketlerin günlük ticari operasyonlarında en sık karşılaştığı uyuşmazlıklar; mal ve hizmet alım sözleşmeleri, bayilik (distribütörlük) sözleşmeleri, lojistik ve nakliye kontratları, inşaat ve taşeronluk sözleşmelerinden kaynaklanan cari hesap ve fatura alacaklarıdır. Geleneksel yargılamada bir faturaya dayalı alacak davası açıldığında, mahkeme dosyayı doğrudan mali müşavir ve sektör uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetlerine tevdi eder. Ticari defterlerin incelenmesi, kapanış tasdiklerinin kontrolü, fatura arkası imzaların analizi ve BA/BS formlarının vergi dairelerinden celbi aylar, hatta yıllar alır.
YILMAZ & TATLI Hukuk ve Danışmanlık Bürosu olarak yönettigimiz ticari arabuluculuk süreçlerinde, tarafların ticari defterlerini ve cari hesap ekstrelerini masaya karşılıklı mutabakat ruhuyla getirmelerini sağlıyoruz. Ticari arabuluculuk masasında çözülebilecek başlıca sözleşme ve fatura ihtilafları şunlardır:
Cari Hesap Bakiyesi Alacakları: Karşılıklı mal alım satımı yapan şirketlerin dönem sonlarında imzaladıkları mutabakat metinlerine rağmen ödenmeyen bakiye borçlar.
İtiraza Uğrayan Faturalar: TTK m. 21/2 uyarınca sekiz günlük yasal süresi içinde itiraz edilmeyen veya itiraz edildiği için kayıtlardan çıkarılan faturaların tahsili.
Sözleşmesel Cezai Şartlar ve Likit Tazminatlar: Teslimatın gecikmesi, ayıplı ifa veya sözleşmenin haksız feshi nedeniyle doğan cezai şartların ve müspet/menfi zararların tasfiyesi.
Bu uyuşmazlıklar arabuluculuk masasında çözüldüğünde, şirketler nakit akışlarını bloke eden belirsizlikten kurtulmakla kalmaz, aynı zamanda dava harçları, yüksek oranlı vekalet ücretleri ve teminat mektubu masraflarından da tasarruf ederler.
4.3. Şirket Ortakları Arasındaki İhtilaflar ve Çözüm Yolları
Anonim ve limited şirketlerde, ortaklar arasında vizyon farklılıkları, kar payı (temettü) dağıtımı, sermaye artırımı kararları veya müdürlerin/yönetim kurulu üyelerinin azli gibi konularda çıkan iç uyuşmazlıklar, şirketin ticari faaliyetlerini kilitleme noktasına getirebilir. Ortaklar arasındaki bu tür krizlerin asliye ticaret mahkemelerine yansıması, şirket hakkında haklı nedenle fesih, kayyım tayini veya payların cebri satışı gibi radikal hukuki süreçleri tetikler. Bu durum şirketin piyasadaki kredibilitesini sarsar, bankalar nezdindeki kredi limitlerini riske atar.
Şirketler hukuku alanında uzman bir İstanbul avukatı gözetiminde yürütülecek ihtiyari veya dava şartı arabuluculuk süreci, ortaklar arasındaki krizlerin tamamen gizli tutularak, şirketin kurumsal yapısına zarar vermeden çözülmesini sağlar. Müzakere masasında; azınlık haklarının korunması, ayrılma akçesinin (çıkma payının) adil bir şekilde hesaplanması, şirket varlıklarının ortaklar arasında bölüşülmesi veya hisse devir sözleşmelerinin şartları karara bağlanabilir. Arabuluculuk masasında varılan mutabakat neticesinde hazırlanan anlaşma belgesi, ortaklar arasında kesin ve bağlayıcı bir sulh sözleşmesi hükmündedir ve yeni bir uyuşmazlık çıkmasını önleyen sarsılmaz bir yasal settir.
4.4. Uluslararası Ticari Uyuşmazlıklar ve Singapur Sözleşmesi'nin Etkisi
Türkiye'nin dış ticaret hacminin ve yabancı yatırımların merkez üssü olan İstanbul'da, yerli firmalar ile yabancı ortaklar veya denizaşırı tedarikçiler arasında çıkan uyuşmazlıklar çok uluslu bir hukuki boyut kazanmaktadır. Farklı ülke hukuklarının uygulanması, yetki sözleşmelerinin geçerliliği ve yabancı mahkeme ya da tahkim kararlarının Türkiye'de tanınması ve tenfizi süreçleri, yabancılık unsuru taşıyan ihtilafları içinden çıkılmaz hale getirebilmektedir.
Bu küresel tıkanıklığı aşmak amacıyla hazırlanan ve Türkiye'nin de ilk imzacılarından biri olduğu "Arabuluculuk Sonucunda Yapılan Milletlerarası Sulh Anlaşmalarına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi" (Singapur Sözleşmesi), uluslararası ticari arabuluculuk sözleşmelerine dünya çapında doğrudan icra edilebilirlik kabiliyeti kazandırmıştır.
Singapur Sözleşmesi sayesinde, yabancılık unsuru taşıyan bir ticari uyuşmazlıkta Türkiye'de ya da sözleşmeye taraf başka bir ülkede arabuluculuk yoluyla varılan bir anlaşma, tarafların varlıklarının bulunduğu herhangi bir üye ülkede, uzun tenfiz davalarına gerek kalmaksızın doğrudan icra dairesine konularak infaz edilebilmektedir. Bu durum, sınır ötesi ticaret yapan şirketler için muazzam bir hukuki güvenlik ve sürat sağlamaktadır.
5. KİRA, KAT MÜLKİYETİ VE KOMŞULUK HUKUKUNDA ARABULUCULUK
5.1. 7445 Sayılı Kanun (Eylül 2023) ile Gelen Yeni Dönem
Son yıllarda yaşanan makroekonomik dalgalanmalar, yüksek enflasyonist baskılar ve özellikle gayrimenkul değerlerindeki fahiş artışlar, mal sahipleri ile kiracılar arasındaki uyuşmazlıkları zirveye taşımıştır. İstanbul sulh hukuk mahkemelerinin kilitlenme noktasına gelmesi, tahliye ve kira tespit davalarının ilk duruşma günlerinin dahi bir yıl sonrasına verilmesi üzerine kanun koyucu radikal bir adım atmıştır.
5 Nisan 2023 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 1 Eylül 2023 itibariyle yürürlüğe giren 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca, kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar, kat mülkiyetinden kaynaklanan anlaşmazlıklar ve komşuluk hukuku ihtilafları dava açılmadan önce arabulucuya gidilmesi zorunlu olan dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmıştır. Bu düzenleme, gayrimenkul hukukunda yeni bir dönemin miladıdır.
5.2. Kira Bedelinin Tespiti ve Tahliye Uyuşmazlıkları
7445 sayılı Kanun kapsamında, kira ilişkisinden doğan ve sulh hukuk mahkemelerinin görev alanına giren neredeyse tüm uyuşmazlıklar arabuluculuğa tabidir. Bu alandaki temel uyuşmazlık konuları şunlardır:
Kira Bedelinin Tespiti (Kira Artış Davaları): 5 yılı dolduran kira sözleşmelerinde, kira bedelinin emsal rayiç değerlere göre yeniden belirlenmesi talepleri.
Tahliye İhtilafları: Borçlar Kanunu uyarınca ihtiyaç sebebiyle tahliye (yeni malikin ihtiyacı, mesken veya iş yeri ihtiyacı), tahliye taahhütnamesine dayalı tahliye süreçleri, 10 yıllık uzama süresi nedeniyle tahliye ve iki haklı ihtar nedeniyle tahliye talepleri.
Kira Alacağı ve Uyarlama Talepleri: Ödenmeyen kira bedellerinin tahsili, depozito iadesi uyuşmazlıkları veya değişen olağanüstü şartlar nedeniyle kiranın indirilmesi (uyarlama) talepleri.
Kira arabuluculuğu masasında taraflar, yasal sınırlamalara ve mahkemelerin katı formüllerine (örneğin %25 hakkaniyet indirimi vb.) bağlı kalmaksızın, kendi bütçelerine ve ticari gerçekliklerine uygun serbest anlaşmalar üretebilirler. Örneğin, bir ev sahibi ile kiracı, kira artış oranında anlaşırken aynı zamanda kira sözleşmesinin 2 yıl sonra kesin olarak tasfiye edileceğine dair bir maddeyi de arabuluculuk tutanağına bağlayabilirler. Bu tutanak ilam niteliğinde olduğundan, süresi geldiğinde doğrudan icra edilebilir.
5.3. Kat Mülkiyeti (Apartman/Site Yönetimi) ve Komşuluk Hakkı İhtilafları
Özellikle İstanbul'un Kartal, Maltepe, Pendik gibi kentsel dönüşümün yoğun olduğu bölgelerinde yükselen çok katlı siteler ve plazalar, toplu yaşamdan doğan yeni hukuki krizleri de beraberinde getirmektedir. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan (KMK) kaynaklanan uyuşmazlıklar da artık dava şartı arabuluculuk masasından geçmek zorundadır.
Ortak Gider (Aidat) Alacakları: Kat maliklerinin site veya apartman yönetimi tarafından belirlenen aidat, ek bütçe veya demirbaş ödemelerini geciktirmesinden doğan ihtilaflar.
Yönetim Kurulu ve Genel Kurul Kararlarına İtiraz: Kat malikleri kurulunda alınan kararların iptali, işletme projesine itirazlar veya yönetici azli talepleri.
Komşuluk Hukuku İhtilafları: Türk Medeni Kanunu'nun 737. maddesi bağlamında, komşuların birbirine zarar verecek her türlü taşkınlıktan, gürültüden, sızıntıdan veya yasalara aykırı tadilatlardan kaçınma yükümlülüğünün ihlali durumları.
Apartman ve site içindeki bu husumetler mahkemeye taşındığında komşular arasındaki ilişkiler tamamen kopmakta ve kalıcı düşmanlıklar oluşmaktadır. Arabuluculuk masası, tarafların yüz yüze gelerek birbirlerinin yaşam alanlarına saygı duyacakları rasyonel çözümleri konuşabilmeleri adına manevi bir koruma da sağlar.
5.4. Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davalarında Arabuluculuk
Miras kalan veya paylı mülkiyete konu olan taşınmazların (arsa, daire, bina) ortaklar arasında rızaen paylaşılamaması durumunda açılan Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) davaları da 7445 sayılı Kanun ile dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmıştır.
Geleneksel izale-i şuyu davalarında mahkeme, mülkü icra dairesi vasıtasıyla açık artırma ile satışa çıkarır. Bu satışlarda mülk genellikle gerçek piyasa değerinin (rayicinin) çok altında satılır ve akrabalar/ortaklar arasında telafisi imkansız husumetler doğar. Arabuluculuk masasında ise mirasçılar veya hissedarlar, mülkün bir ortağa devredilmesi, dışarıdan bir alıcıya emsal değer üzerinden satılarak paranın paylaştırılması veya kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılması gibi alternatif senaryolar üzerinde özgürce uzlaşabilirler.
6. TÜKETİCİ HUKUKU VE DİĞER ALANLARDA ARABULUCULUK
6.1. Tüketici Mahkemelerinde Dava Şartı Arabuluculuk Sınırları
22 Temmuz 2020 tarihinde yayımlanan yasal düzenlemeyle, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'a 73/A maddesi eklenerek, tüketici mahkemelerinde görülen ve konusu para alacakları olan uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartı yapılmıştır. Tüketici hukuku arabuluculuğunda dikkat edilmesi gereken en önemli husus, Tüketici Hakem Heyetlerinin görev sınırıdır.
Her yıl Ticaret Bakanlığı tarafından güncellenen parasal sınırın altında kalan tüketici uyuşmazlıklarında, Tüketici Hakem Heyetlerine başvurulması zorunludur ve bu sınırın altındaki konular için doğrudan arabulucuya gidilemez. Ancak yasal sınırın üzerindeki ve Tüketici Mahkemelerinin görev alanına giren ayıplı mal (örneğin sıfır kilometre bir aracın gizli ayıplı çıkması), ayıplı hizmet (hatalı lazer epilasyon veya estetik operasyonlar), paket turlar, abonelik sözleşmeleri ve konut finansmanı sözleşmelerinden doğan davalarda arabulucuya gitmek zorunludur. Tüketici arabuluculuğunda, tüketicinin korunması ilkesi gereği, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşamama halinde tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücretinin bir kısmı Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanarak tüketicinin sırtına ekstra mali yük binmesi engellenir.
6.2. Banka, Sigorta ve Finans Sektöründen Doğan Tüketici İhtilafları
Banka ve sigorta şirketleri ile bireysel tüketiciler veya ticari işletmeler arasında çıkan ihtilaflar, teknik hesaplamalar ve yoğun mevzuat bilgisi gerektirir. Kredi sözleşmelerindeki haksız şartlar, sigorta poliçelerinden doğan hasar tazminatları, araç değer kaybı talepleri, kasko ve trafik sigortası rücu davaları arabuluculuk masasında sıklıkla çözüme kavuşturulmaktadır.
Özellikle trafik kazalarından doğan maddi tazminat ve araç değer kaybı taleplerinde, sigorta şirketlerinin bürokratik onay süreçleri mahkeme davalarında süreci çok uzatır. Dosyanın profesyonel bir İstanbul avukatı aracılığıyla sigorta şirketinin arabuluculuk departmanına taşınması, hak edilen tazminatın haftalar içinde likit olarak tahsil edilmesini sağlar.
6.3. Aile Hukukunda Arabuluculuğa Elverişli Alanlar (Mal Paylaşımı ve Maddi Talepler)
Türk hukukunda kamu düzeni ve nesebin korunması ilkesi gereği, boşanmanın kendisi, velayet hakkının kime verileceği veya çocukla kişisel ilişki kurulması gibi konular arabuluculuğa elverişli değildir. Yani, "biz arabulucuda anlaştık, bizi boşatın" diyerek arabuluculuk tutanağı imzalanamaz; boşanma kararı ancak ve ancak hakim tarafından verilebilir.
Ancak boşanma davasının mali ve fer'i sonuçları ile boşanma sonrasına sarkan maddi uyuşmazlıklar arabuluculuğa son derece elverişlidir:
Mal Rejiminin Tasfiyesi: Eşlerin evlilik birliği içinde edindikleri taşınmaz, araç ve şirket hisselerinin kat mülkiyeti ve edinilmiş mallara katılma rejimi kurallarına göre paylaşılması.
Maddi ve Manevi Tazminat Tutarları: Boşanma davası öncesinde veya esnasında tarafların birbirlerine ödeyecekleri tazminat miktarlarının netleştirilmesi.
Geçmiş ve Gelecek Dönem Nafakaları: Yoksulluk ve iştirak nafakalarının yıllık artış oranlarının tarafların rızasıyla protokole bağlanması.
Boşanma aşamasındaki çiftlerin bu mali konuları ihtiyari arabuluculuk masasında sessizce ve gizlilik içinde çözmeleri, çocukların yıpranmasını önlediği gibi çekişmeli davaları anlaşmalı boşanmaya dönüştürerek süreci manen de kolaylaştırır.
6.4. Tazminat ve Sigorta Rücu Davalarında Uzlaşma Süreçleri
Borçlar Kanunu'ndan doğan haksız fiil tazminatları, tıbbi uygulama hataları (malpraktis) nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davaları ile sigorta şirketlerinin kusurlu tarafa açtığı rücu davaları, arabuluculuk masasının en aktif kullanıldığı alanlardandır. Kusur oranlarının tespiti ve aktüer hesaplamaları (tazminat hesabı) aşamasında, tarafların uzman mütalaası alarak arabuluculuk masasında el sıkışması, her iki taraf için de öngörülebilir bir mali tablo ortaya koyar.
7. ARABULUCULUK SÜRECİNİN BAŞLATILMASI VE YÖNETİLMESİ
7.1. Arabuluculuk Başvurusu Nasıl Yapılır? (Adliye Büroları ve UYAP)
Arabuluculuk sürecinin sağlıklı işletilebilmesi, hukuki sürelerin (zamanaşımı ve hak düşürücü süreler) korunması açısından doğru usulle başlatılmasına bağlıdır. Başvuru mekanizması, uyuşmazlığın "dava şartı" veya "ihtiyari" olmasına göre iki farklı kanaldan yürütülür:
Dava Şartı Arabuluculuk Başvuruları: Başvuru, uyuşmazlığın çözümünde görevli ve yetkili mahkemenin bulunduğu yerdeki Adliye Arabuluculuk Bürosuna yapılır. Adliye bürosu bulunmayan yerlerde ise görevlendirilen Sulh Hukuk Mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne başvurulur. Sistem üzerinden adalet komisyonu listesine kayıtlı bir arabulucu otomatik olarak atanır.
Elektronik Başvuru (UYAP): Avukatlar ve vatandaşlar, adliyeye fiziken gitmek zorunda kalmaksızın UYAP Vatandaş/Avukat Portalı üzerinden e-imza veya mobil imza kullanarak saniyeler içinde başvuru yapabilirler.
İhtiyari Arabuluculuk Başvuruları: Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri bir konuda, adliye bürolarına gitmeden, sicile kayıtlı uzman bir arabulucunun isminde karşılıklı olarak mutabık kalmaları ve bir "Arabuluculuk Sözleşmesi" imzalamaları ile süreç başlar.
7.2. Arabulucunun Seçilmesi, Görevlendirilmesi ve Reddi Süreci
Dava şartı arabuluculukta temel kural, arabulucunun adliye bürosu tarafından otomatik entegrasyon sistemi (puanlama esası) ile atanmasıdır. Ancak kanun, taraflara çok önemli bir istisna tanımıştır: Taraflar, adliye bürosunun listesindeki herhangi bir arabulucunun ismi üzerinde ortaklaşa mutabık kaldıklarını beyan eden bir dilekçe verirlerse, sistem otomatik atama yapmaz ve doğrudan tarafların seçtiği arabulucu görevlendirilir.
Arabulucunun tarafsızlığı esastır. Arabulucu; uyuşmazlığın taraflarından biriyle akrabalık, iş ortaklığı, geçmişte vekillik ilişkisi bulunması veya tarafsızlığından şüphe duyulmasını gerektirecek ciddi bir durumun varlığı halinde görevden çekilmek zorundadır. Taraflar da arabulucunun tarafsızlığından şüphe ettikleri takdirde, arabulucunun görevlendirilmesini öğrendikleri tarihten itibaren yasal süresi içinde adliye bürosuna başvurarak arabulucunun reddini talep edebilirler.
7.3. İlk Toplantı Daveti ve Tarafların Bilgilendirilmesi Yükümlülüğü
Görevlendirilen arabulucu, derhal tarafların iletişim bilgilerini (MERNİS adresleri, UYAP kayıtları, telefon ve e-posta adresleri) inceler ve taraflarla iletişime geçer. Arabulucu, hazırlayacağı İlk Toplantıya Davet Mektubu ile tarafları toplantının yeri, günü, saati ve gündemi hakkında bilgilendirir.
Kritik Usul Kuralı: Arabulucunun yapacağı bu davet, sadece bir buluşma çağrısı değildir. Davet mektubunda, arabuluculuğun temel ilkeleri (gizlilik, iradilik), sürecin hukuki sonuçları ve özellikle ilk toplantıya mazeretsiz olarak katılmamanın doğuracağı ağır mali ve hukuki sonuçlar açıkça ihtar edilmek zorundadır. Bu ihtarın eksik yapılması, sürecin ilerleyen aşamalarında usulü iptal nedenidir.
7.4. Sürecin Zaman Yönetimi ve Hak Düşürücü Sürelerin Durması
Arabuluculuk, Türk yargı sistemindeki hantallığı kırmak üzere tasarlanmış yıldırım bir çözüm mekanizmasıdır. Bu nedenle kanun koyucu, süreçler için katı zaman sınırları öngörmüştür:
Uyuşmazlık Türü | Yasal Çözüm Süresi | Ek Süre (Maksimum) | Toplam Süre |
İş Hukuku İhtilafları | 3 Hafta | 1 Hafta | 4 Hafta |
Ticari Hukuk İhtilafları | 6 Hafta | 2 Hafta | 8 Hafta |
Kira ve Gayrimenkul İhtilafları | 4 Hafta | 2 Hafta | 6 Hafta |
Tüketici Hukuku İhtilafları | 3 Hafta | 1 Hafta | 4 Hafta |
Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler Yönünden Koruma: Vatandaşların ve şirketlerin en büyük çekincesi, "Arabuluculukta vakit kaybederken dava açma sürem kaçar mı?" sorusudur. 6325 sayılı Kanun m. 16/2 uyarınca; arabuluculuk bürosuna başvurulduğu tarihten, arabuluculuk sürecinin bittiğine dair son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı ve hak düşürücü süreler tamamen durur. Bu süreler adeta dondurulduğu için taraflar hiçbir hak kaybına uğramazlar.
8. ETKİLİ MÜZAKERE TEKNİKLERİ VE ARABULUCULUK MASASI DİNAMİKLERİ
8.1. Masadaki Temel Stratejiler: Kazan-Kazan (Win-Win) Modeli
Geleneksel mahkeme salonları, "Kazan - Kaybet" (Win-Lose) prensibi üzerine kuruludur. Hakim bir tarafı haklı bulup davayı kabul ederken, diğer tarafı haksız bulup mahkum eder. Bu durum, ticari veya kişisel ilişkilerin tamamen kopmasına neden olur.
Arabuluculuk masası ise Harvard Müzakere Modeli olarak da bilinen "Kazan - Kazan" (Win-Win) felsefesiyle yönetilir. Arabulucu, tarafları birbirinin düşmanı değil, ortak bir sorunun iki farklı paydaşı olarak konumlandırır. Amaç, pastayı kimin alacağı kavgasından ziyade, pastayı büyüterek her iki tarafın da masadan operasyonel ve psikolojik tatminle kalkmasını sağlamaktır.
8.2. Pozisyonlardan Menfaatlere Geçiş: Buzdağının Görünmeyen Yüzü
Müzakere masasında tarafların ilk beyanları genellikle onların "pozisyonları"dır. Örneğin:
İşçinin Pozisyonu: "Ben 200.000 TL tazminat istiyorum, bir kuruş aşağısına imza atmam!"
İşverenin Pozisyonu: "Bu işçiye verecek tek bir kuruşum yok, haksız yere işi bıraktı!"
Bu katı pozisyonlar üzerinden gidilirse anlaşma imkansızdır. Profesyonel bir arabulucu ve deneyimli taraf vekilleri, sorular sorarak pozisyonların arkasındaki gerçek "menfaatleri ve ihtiyaçları" (buzdağının altını) açığa çıkarır. Derine inildiğinde işçinin aslında acilen ev kirasını ödemek için nakde sıkıştığı, işverenin ise nakit sıkıntısı olmadığı halde haksızlığa uğradığını hissettiği ve saygı görmek istediği anlaşılabilir. Menfaatler anlaşıldığında, "Peşin 100.000 TL ödeme ve karşılıklı teşekkür mektubu" gibi her iki tarafı da mutlu eden esnek çözümler üretilebilir.
8.3. Ortak Toplantılar ve Özel Oturumların (Kokus) Dengeli Kullanımı
Arabuluculuk süreci iki temel toplantı modeliyle yürütülür:
Ortak Toplantılar: Tarafların ve avukatlarının aynı masa etrafında oturduğu, uyuşmazlığın genel hatlarıyla tartışıldığı oturumlardır. İletişimin kopmadığı, ticari nezaketin sürdüğü durumlarda tercih edilir.
Özel Oturumlar (Kokus): Masada tansiyon yükseldiğinde, taraflar birbirlerinin yüzüne söyleyemedikleri gizli çekinceleri veya esneme paylarını paylaşmak istediklerinde arabulucu toplantıya ara verir. Her bir tarafla ve avukatıyla ayrı ayrı odalarda "Kokus" adı verilen özel görüşmeler yapar.
Gizlilik Güvencesi: Özel oturumda taraflardan birinin arabulucuya söylediği bir esneme payı veya sır (Örn: "Aslında 150.000 TL'ye de razıyım ama karşı tarafa belli etmeyin"), o taraf açıkça izin vermediği sürece arabulucu tarafından asla diğer tarafa aktarılamaz.
8.4. Çıkmazların (Deadlock) Aşılması ve Alternatif Çözüm Senaryoları
Müzakereler bazen tıkanabilir ve taraflar masadan kalkma aşamasına gelebilir. Bu tıkanma noktalarında (deadlock) süreci kurtarmak, arabulucunun ve masadaki uzman avukatların yaratıcılığına kalmıştır. Çıkmazları aşmak için şu enstrümanlar devreye sokulur:
Vade ve Taksitlendirme: Ana para miktarında anlaşamayan taraflar, ödemenin vadelere bölünmesi ve gelecekteki ödemelere teminat (senet, kefalet) eklenmesiyle uzlaşabilir.
Ayni Edim ile Takas: Şirketler arasındaki nakit tıkanıklıkları, borçlu şirketin stokundaki malların, sunduğu hizmetlerin veya bir gayrimenkulün mülkiyetinin devriyle aşılabilir.
Geleceğe Yönelik Ticari İş Birliği: Mevcut zararın sineye çekilerek, taraflar arasında yeni ve daha karlı bir distribütörlük/tedarik sözleşmesi imzalanması yoluyla geçmiş uyuşmazlık tasfiye edilebilir.
9. SÜRECİN SONA ERMESİ VE ARABULUCULUK ANLAŞMA BELGESİNİN İLAM NİTELİĞİ
9.1. Sürecin Sona Erme Halleri ve Son Tutanak (Final Protokolü)
Arabuluculuk süreci, kanunda belirtilen sınırlı hallerde sona erer ve arabulucu tarafından bir "Son Tutanak" düzenlenerek kayıt altına alınır. Süreci bitiren haller şunlardır:
Tarafların uyuşmazlık konusu üzerinde anlaşmaya varması,
Taraflardan birinin süreçten çekildiğini beyan etmesi (arabuluculuk iradidir),
Arabulucunun, tarafların anlaşmasına imkan kalmadığını görerek süreci sonlandırması,
Taraflardan birinin mazeretsiz olarak toplantıya katılmaması.
Son tutanak, sürecin nasıl bittiğini gösteren resmi belgedir. Bu tutanakta tarafların gizli tuttukları teklifler, ödünler yazılmaz; sadece "anlaştılar" veya "anlaşamadılar" şeklinde yalın bir netice yazılır ve arabulucu, taraflar ve vekillerince imzalanır.
9.2. Anlaşma Belgesinin Hukuki Niteliği ve Mahkeme Kararına Eşdeğerliği
Taraflar arabuluculukta anlaştıkları takdirde, anlaşılan hususları detaylandıran bir "Arabuluculuk Anlaşma Belgesi" hazırlanır. Bu belge, alelade bir borç ikrarı veya sözleşme değildir. 6325 sayılı Kanunun 18. maddesi uyarınca, usulüne uygun şekilde tanzim edilmiş bir arabuluculuk anlaşma belgesi, mahkeme ilamı (hakim kararı) hükmündedir.
Bu durum, arabuluculuğun en büyük gücüdür. Masada anlaşılan maddeler yerine getirilmediği takdirde, karşı tarafa yeniden dava açmaya gerek yoktur; doğrudan bu belgeye dayanarak icra takibi başlatılabilir.
9.3. İcra Edilebilirlik Şerhi (Hangi Durumlarda ve Nasıl Alınır?)
Anlaşma belgesinin doğrudan icra dairesine konularak bir mahkeme kararı gibi infaz edilebilmesi için "İcra Edilebilirlik Şerhi" alınması gerekir. Bu şerhin alınma usulü, masada avukatların bulunup bulunmadığına göre ikiye ayrılır:
ARABULUCULUK ANLAŞMA BELGESİ
|
-------------------------------------------------
| |
[MASADA AVUKATLAR VARSA] [MASADA AVUKATLAR YOKSA]
| |
İcra Edilebilirlik Şerhine Sulh Hukuk Mahkemesinden
GEREK YOKTUR! Şerh Alınması Zorunludur.
(Doğrudan İlamlı İcra Yapılır) (Mahkeme Dosya Üzerinden İnceler)
Görüldüğü üzere, işçi-işveren, iki şirket veya mülk sahibi ile kiracı arabuluculuk masasında anlaşmış ve bu belgenin altına tarafların avukatları da imza atmışsa, bu belge hiçbir mahkeme onayına gerek kalmaksızın kendiliğinden ilam niteliği kazanır. Doğrudan icra müdürlüğüne gidilerek ilamlı takip başlatılabilir. Avukatlar yoksa, uyuşmazlığın asıl esasını incelemeye yetkili Sulh Hukuk Mahkemesinden (ticari ise Asliye Ticaret) harçsız bir dilekçe ile şerh alınması gerekir. Mahkeme sadece belgenin arabuluculuğa elverişli olup olmadığını denetler, esasa giremez.
9.4. Anlaşamama Durumu ve Dava Açma Prosedürü
Arabuluculuk görüşmeleri neticesinde "Anlaşamama Son Tutanağı" düzenlenmişse, taraflar için artık yargı yolu açılmış demektir. Dava şartı olan uyuşmazlıklarda, davanın açılacağı mahkemeye sunulacak dava dilekçesinin ekine Arabuluculuk Son Tutanağının Aslı veya Arabulucu Tarafından Onaylanmış Bir Örneği eklenmek zorundadır.
Eğer bu tutanak dilekçe ekinde sunulmazsa, mahkeme davacıya tutanağı sunması için 1 haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde de sunulmazsa dava, "dava şartı yokluğu" nedeniyle esasa girilmeden usulden reddedilir.
10. ARABULUCULUKTA TARAF VEKİLLİĞİ VE UZMAN AVUKATIN ROLÜ
10.1. Neden Avukatsız Arabuluculuk Büyük Risk Taşır?
Kamuoyunda yanlış bilinen en tehlikeli algı, "Arabulucu var, avukata gerek yok" düşüncesidir. Arabulucu, tarafların avukatı veya hukuki danışmanı değildir. Arabulucu tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişidir; masada haklıyı haksızı ayıramaz, bir tarafa hukuki akıl veremez, onun haklarını korumak için hamle yapamaz.
Avukatsız olarak arabuluculuk masasına oturan bir vatandaş veya şirket yöneticisi;
Mevzuattaki güncel haklarını (örneğin kıdem tazminatı tavanını, iş güvencesi hükümlerini veya faiz türlerini) tam bilmediği için hakkından çok daha azına razı olabilir.
İmzaladığı anlaşma belgesinin gelecekte kendisine ne tür mali veya cezai yükümlülükler getireceğini öngöremez.
Anlaşma belgesine yazılacak ucu açık bir kelime yüzünden, gelecekte başka haklarını talep etme şansını tamamen yitirebilir (geniş anlamda ibra tehlikesi).
10.2. Avukatın Süreç Öncesi Hazırlığı: Risk Analizi ve Strateji Geliştirme
Uzman bir taraf vekili (avukat), müvekkilini arabuluculuk masasına götürmeden önce adeta bir laboratuvar çalışması yapar:
Dava Risk Analizi: "Bu dosyada uzlaşmaz ve mahkemeye gidersek davanın kazanılma olasılığı nedir? Yargılama kaç yıl sürer? Bilirkişi raporu ne yönde gelir?" sorularının cevabını çıkarır.
Mali Tablo (BATNA ve WATNA): Müvekkili için masadaki en iyi alternatif anlaşma değerini (BATNA) ve anlaşmama durumunda karşılaşılacak en kötü senaryoyu (WATNA) hesaplar.
Müzakere Marjı: Müvekkili ile birlikte masada söylenecek ilk teklifi, geri çekilme sınırını (kırmızı çizgiyi) ve kabul edilebilir esneme paylarını önceden kararlaştırır.
10.3. Masada Avukatın Rolü: Hak Savunuculuğu ve Hukuki Güvence
Toplantı esnasında avukat, müvekkilinin sesidir. Karşı tarafın psikolojik baskılarına, manipülatif müzakere tekniklerine karşı hukuki bir kalkan oluşturur. Karşı tarafın iddialarını Yargıtay içtihatları, kanun maddeleri ve somut delillerle çürüterek masadaki dengeyi müvekkili lehine kurar.
Arabulucunun sorduğu sorulara müvekkilinin stratejik olarak zarar görmeyeceği şekilde yanıtlar verilmesini sağlar. Masada sağlanan anlık uzlaşmaların, müvekkilinin şirket vizyonuna veya kişisel geleceğine zarar verip vermediğini anında filtre eder.
10.4. Kusursuz Anlaşma Belgesi Yazımı ve İbra Maddelerinin Sınırları
Arabuluculuk sürecinin en kritik anı, anlaşma sağlandığı andır. Çünkü o dakikadan sonra her şey kağıda dökülecektir ve yazılan her kelime bir mahkeme ilamı gücüne kavuşacaktır. Uzman bir avukat, anlaşma belgesi yazılırken şu hususlara hayati derecede dikkat eder:
Netlik ve İcra Edilebilirlik: Belgeye "İşveren işçiye makul bir miktar ödeme yapacaktır" gibi muğlak ifadeler yazılmasına izin vermez. Bunun yerine "Borçlu şirket, alacaklıya 150.000 TL'yi 15.07.2026 tarihinde TR... IBAN numaralı hesaba tek seferde ödeyecektir" şeklinde, şüpheye yer bırakmayan netlikte maddeler yazdırır.
İbrayı Sınırlandırma: Belgeye konulacak ibra (karşılıklı feragat) maddelerinin sınırlarını çok iyi çizer. Müvekkilinin sadece anlaşılan o somut konu yönünden ibra edilmesini sağlar; uyuşmazlık dışı kalan veya gelecekte doğabilecek diğer haklarının (örneğin iş kazasından doğan saklı hakların) haksız yere yok edilmesini engeller.
11. ARABULUCULUK SIKÇA SORULAN SORULAR (SSS)
Arabuluculuk ücretini kim öder?
Aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça arabuluculuk ücreti, Adalet Bakanlığı tarifesindeki oranlar üzerinden taraflarca eşit olarak ödenir. Ancak taraflar müzakere masasında bu ücretin tamamen bir tarafça (örneğin işverence veya mal sahibince) ödeneceğini de kararlaştırabilirler. Dava şartı arabuluculukta taraflar anlaşamazlarsa, ilk 2 saatlik ücret ileride haksız çıkacak taraftan tahsil edilmek üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.
Arabuluculuk ilk toplantısına katılmazsam ne olur?
Dava şartı arabuluculukta, geçerli bir mazereti olmaksızın ilk toplantıya katılmayan taraf, ileride açılacak davada tamamen haklı çıksa bile yargılama giderlerinin tamamını ödemeye mahkum edilir. Ayrıca lehine vekalet ücretine hükmedilmez. Kanun koyucu bu ağır yaptırımla tarafları masaya oturmaya zorlamaktadır.
Arabuluculuk masasında verilen teklifler mahkemede delil olur mu?
Kesinlikle hayır. 6325 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca arabuluculuk süreci tamamen gizlidir. Tarafların masada uzlaşma sağlamak adına yaptıkları ikrarlar, sundukları esneme teklifleri, kabul ettikleri kusur oranları veya hazırlanan taslak belgeler, sürecin anlaşmazlıkla bitmesi halinde açılacak mahkeme davasında karşı tarafça asla delil olarak kullanılamaz, hakim de bunları hükme esas alamaz.
Arabulucuda anlaştıktan sonra aynı konuda dava açabilir miyim?
Hayır, açamazsınız. Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflar uyuşmazlık konusu üzerinde anlaşmaya varmış ve bir anlaşma belgesi imzalamışlarsa, bu belgede yer alan hususlar hakkında taraflarca artık dava açılamaz. Mahkemeler bu durumda "kesin hüküm" ve "dava şartı yokluğu" gerekçesiyle davayı doğrudan reddeder.
Arabuluculuk toplantıları online (uzaktan) yapılabilir mi?
Evet, yapılabilir. Özellikle tarafların farklı şehirlerde veya yurt dışında bulunduğu durumlarda, arabulucu tarafların muvafakatini alarak toplantıları sesli ve görüntülü iletişim sistemleri (Zoom, Teams, telefon konferansı vb.) üzerinden uzaktan gerçekleştirebilir. Bu durumda son tutanaklar taraflara fiziken kargo ile gönderilerek veya e-imza ile imzalatılarak tamamlanır.
Arabuluculuk, modern hukuk dünyasının geleneksel, masraflı ve yıpratıcı yargılama usullerine karşı geliştirdiği en efektif alternatiftir. Hak arama hürriyetini kısıtlamayan, aksine adalete erişimi haftalar, hatta günler seviyesine indiren bu sistem; doğru strateji ve profesyonel bir hukuki temsille birleştiğinde bireyler ve şirketler için muazzam bir kalkan haline dönüşmektedir.
YILMAZ & TATLI Hukuk ve Danışmanlık Bürosu olarak; İş Hukuku, Ticaret Hukuku, Şirketler Hukuku, Gayrimenkul ve Kira Hukuku ile Tüketici Mevzuatından kaynaklanan tüm uyuşmazlıklarda, gerek sürecin uzman arabulucu sıfatıyla tarafsız yönetilmesi gerekse müvekkillerimizin haklarının arabuluculuk masasında "Taraf Vekili" olarak en üst düzeyde savunulması adına profesyonel kadromuzla hizmet vermekteyiz.
YILMAZ & TATLI Hukuk ve Danışmanlık Bürosu
UYARI VE BİLGİLENDİRME: Bu rehber ve içerik serisinde yer alan tüm yazı, tablo, grafik ve hukuki analizler, YILMAZ & TATLI Hukuk ve Danışmanlık Bürosu tarafından yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçeriğin tamamı genel nitelikte olup, somut uyuşmazlığınızın kendine has özelliklerini, sözleşme şartlarını ve güncel mevzuat değişikliklerini barındırmayabilir. Bu metni okumuş, incelemiş veya büromuza bu içerik üzerinden ulaşmış olmanız, büromuz ile aranızda kurumsal bir avukat-müvekkil ilişkisi veya hukuki danışmanlık bağı oluşturmaz. Paylaşılan bilgiler, her somut olayın kendi özel şartları (tarafların sıfatı, sözleşme maddeleri, zamanaşımı süreleri vb.) altında ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle, metindeki genel bilgiler doğrudan doğruya bir "hukuki tavsiye" veya "görüş" olarak yorumlanmamalıdır. Bu rehberde yer alan bilgilerin somut olaylara profesyonel bir hukuki destek alınmaksızın uygulanması halinde doğabilecek maddi, manevi veya usuli hak kayıplarından YILMAZ & TATLI Hukuk ve Danışmanlık Bürosu veya yazarları sorumlu tutulamaz. Arabuluculuk süreci, son tutanağın imzalanmasıyla birlikte mahkeme ilamı gücünde kesin sonuçlar doğurur. Hak kaybına uğramamanız adına, arabuluculuk başvurusu yapmadan veya müzakere masasına oturmadan önce mutlaka uzman bir taraf vekili (avukat) ile süreci yürütmeniz tavsiye edilir.


Kurumsal Bilgilendirme ve İç Bağlantılar
Sitemizde yer alan tüm içerikler, ziyaretçilerimizin hukuki bilgiye daha hızlı ve doğru şekilde ulaşabilmesi amacıyla hazırlanmıştır. İlgili hukuki konular hakkında detaylı bilgi almak, güncel yayınlarımızı incelemek veya uzman ekibimizle iletişime geçmek için aşağıdaki sayfaları ziyaret edebilirsiniz:
Bu bağlantılar, site içerisinde ilgili içeriklere daha kolay ulaşmanızı sağlamak ve hukuki bilgilendirme sürecini daha verimli hale getirmek amacıyla sunulmuştur.
Yılmaz Tatlı Hukuk
Hukuki uyuşmazlıklar ve güncel mevzuata ilişkin daha fazla bilgi almak için internet sitemizde yer alan diğer içerikleri inceleyebilirsiniz.
Adres: Helis More ResidenceYalı Mah. Kadir Sk. No:14Kartal / İstanbul
E-Posta: yilmaztatlihukuk@gmail.com
linkedin: https://www.linkedin.com/in/yilmaz-tatli-hukuk/
Google Haritalar Konumu: https://share.google/znnbESTucfvLzqSdw
AVUKAT RAMAZAN YILMAZ
Web: https://www.yilmaztatlihukuk.com/istanbul-kartal-avukat-ramazan-yilmaz Avukata Sor – Online Hukuki Danışmanlık https://www.yilmaztatlihukuk.com/istanbul-avukat-online-hukuki-danismanlik
.jpg)