WhatsApp’tan ulaşın
top of page

Adli Süreçteki Çocuk / "Suça Sürüklenen Çocuk" Tanımı Değişti

Yazarın fotoğrafı: Avukat Ramazan Yılmaz
Avukat Ramazan Yılmaz
16 Ağu
21 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 20 Ağu

Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 8/8/2026 tarihinde kabul edilen ve 18/8/2026 tarihli ve 33344 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7593 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, mevzuatımızda uzun yıllardır kullanılan "suça sürüklenen çocuk" ifadesini "adli süreçteki çocuk" olarak değiştirmiştir. Bu değişiklik; 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu başta olmak üzere ilgili birçok mevzuat metnine yayılmıştır. Kanun ayrıca çocuklara özgü yeni bir güvenlik tedbiri türü olan "yönlendirme tedbirleri"ni, silahın çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan yetişkinler için yeni bir suç tipini, bıçak satışı ve taşınmasına ilişkin kabahat düzenlemesini ve çocuklara verilecek bazı hapis cezalarında artışı içermektedir.


1. 7593 Sayılı Kanunun Hukuki Niteliği ve Yürürlük Süreci

7593 sayılı Kanun, tek bir konuyu değil; çocuk adalet sistemine ilişkin birbiriyle bağlantılı çok sayıda düzenlemeyi bir arada barındıran torba kanun niteliğindedir. Kanun metninde on yedi madde bulunmakta olup, bunlardan on beşi doğrudan düzenleyici hüküm, son iki maddesi (Madde 16 ve 17) ise yürürlük ve yürütmeye ilişkindir.

Kanunla değişiklik yapılan temel mevzuat şunlardır:

  • 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK)

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)

  • 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun

  • 5326 sayılı Kabahatler Kanunu

  • 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu

  • 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu

Yürürlük ve Yürütme: Kanun'un 16. maddesi uyarınca yürürlük konusunda kademeli bir sistem benimsenmiştir:

  • Özel Yürürlük Tarihi: Kanun'un 8. maddesi ile 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'na eklenen 43/C maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü 1/12/2026 tarihinde yürürlüğe girecektir.

  • Genel Yürürlük Tarihi: Kanun'un diğer tüm hükümleri, Resmî Gazete'de yayımlandığı tarih olan 18/8/2026 itibarıyla yürürlüğe girmiştir.

Kanun'un 17. maddesi gereğince, bu Kanun hükümlerini yürütme yetkisi ve görevi Cumhurbaşkanı’na verilmiştir.


2. "Suça Sürüklenen Çocuk" Kavramından "Adli Süreçteki Çocuk"a: Terminoloji Değişikliğinin Anlamı


2.1. Mevcut (yürürlükteki) tanım

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun yürürlükteki tanımlar maddesi ile ilgili yönetmelikte "suça sürüklenen çocuk" şu şekilde tanımlanmıştır: "Kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuk." Bu tanım, ceza adaleti sistemiyle teması olan çocuğu "suç" kelimesiyle doğrudan ilişkilendiren bir kavramdır.


2.2. 7593 sayılı Kanunla getirilen değişiklik

Kanunun 15. maddesi, birçok kanundaki "suça sürüklenen" ibaresini madde madde "adli süreçteki" (bazı maddelerde "hakkında adli süreç yürütülen") ibaresiyle değiştirmektedir. Değişikliğin kapsadığı hükümler şunlardır:

  • 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu m. 3/1-f/17

  • 5271 sayılı CMK m. 253/1-c

  • 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 1, m. 2, m. 3/1-a/2, m. 3/1-c, m. 11, m. 12, m. 13, m. 20, m. 24, m. 26, m. 30/1-a, m. 30/1-c, m. 31/2, m. 34/1-b, m. 37, m. 39/2-e


Ayrıca Kanunun 11. maddesiyle 5395 sayılı Kanunun 15. maddesindeki "Suça sürüklenen" ibaresi de "Adli süreçteki" şeklinde değiştirilmektedir.

Basında da bu değişikliğin kapsamı şu şekilde özetlenmiştir: Çocuk Koruma Kanunu, Sosyal Hizmetler Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanunu'nun muhtelif maddelerinde geçen "suça sürüklenen" ifadesinin yerini "adli süreçteki" ibaresi aldı. Alomaliye


2.3. Değişikliğin hukuki ve toplumsal anlamı

Bu değişikliğin salt kozmetik bir dil güncellemesi olmadığını vurgulamak gerekir; ancak burada da bir sınırın altını çizmek önemlidir: Kanun metninde bu terminoloji değişikliğinin gerekçesine ilişkin resmî bir madde gerekçesi metnine bu yazının hazırlandığı aşamada ulaşılamamıştır; bu nedenle değişikliğin arkasındaki kanun koyucu iradesine dair aşağıdaki değerlendirme, metnin sistematik yorumuna dayanan hukuki bir analiz olup, TBMM'nin resmî gerekçe metni ile ayrıca karşılaştırılmasında yarar vardır.


Sistematik olarak bakıldığında:

  1. Damgalama (etiketleme) etkisinin azaltılması: "Suça sürüklenen" ifadesi, çocuğu bizzat "suç" kavramıyla anan ve onu bir eylemin öznesi olarak damgalayan bir dil kullanmaktadır. "Adli süreçteki çocuk" ifadesi ise çocuğu, içinde bulunduğu usule (sürece) göre tanımlamakta, çocuğun kişiliğini suçla özdeşleştirmemektedir. Çocuk adaleti sisteminde kullanılan dilin, çocuğun kendilik algısı ve topluma yeniden kazandırılma (rehabilitasyon) süreci üzerinde etkili olduğu, çocuk hukuku doktrininde sıklıkla vurgulanan bir husustur.

  2. Kapsamın genişlemesi ihtimali: "Adli süreçteki çocuk" ifadesi, yalnızca soruşturma/kovuşturmaya konu olan çocukları değil, daha geniş bir şekilde adli sistemle teması olan çocukları da kapsayabilecek nitelikte, daha geniş bir şemsiye kavram olarak okunabilir. Bununla birlikte kanunun 5395 sayılı Kanunun ilgili maddelerindeki tanımlar kısmında yapılan değişikliğin madde metninin tamamını mı yoksa sadece ibareyi mi değiştirdiği hususu, uygulamada tereddüt doğurabilecek teknik bir noktadır; zira yazının hazırlandığı tarihte kanunun 5395 sayılı Kanunun 3. maddesindeki (Tanımlar) "suça sürüklenen çocuk" tanımının bütün cümlesinin mi değiştirildiği, yoksa yalnızca "suça sürüklenen" ibaresinin mi "adli süreçteki" ile değiştirildiği konusunda kanun metninin 15. maddesinin (3)-(a)-(2) bendi yalnızca ibare değişikliğine işaret etmektedir. Bu nedenle tanımın içeriğinin (yani "kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuk" ölçütünün) aynı kalıp kalmadığı, yalnızca isimlendirmenin değiştiği söylenebilir. Bu husus, ikincil mevzuatta (özellikle Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik) yapılacak uyum değişikliğiyle netleşecektir.

  3. Uluslararası standartlarla uyum: Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve ilgili uluslararası rehber ilkeler, çocuk adaleti sisteminde kullanılan dilin çocuğun onurunu ve yeniden topluma kazandırılmasını gözeten bir dil olmasını teşvik etmektedir. "Adli süreçteki çocuk" ifadesinin bu yöndeki uluslararası eğilimle paralellik taşıdığı söylenebilir; ancak bu tespit, resmî gerekçeye dayanmayan genel bir gözlem olarak değerlendirilmelidir.


Pratik sonuç: Avukatlar, hâkimler, savcılar, kolluk görevlileri ve sosyal hizmet uzmanları, kanunun yürürlüğe girmesinden sonra düzenleyecekleri iddianame, karar, tutanak ve raporlarda "suça sürüklenen çocuk (SSÇ)" kısaltması yerine "adli süreçteki çocuk (ASÇ)" ifadesini kullanmaya başlayacaktır. Bu, yalnızca usul evrakının değil; UYAP sistemindeki şablonların, adli sicil kayıt sistemlerinin ve kurumsal yazışmaların da güncellenmesini gerektiren idari bir süreçtir.


3. 7593 Sayılı Kanunla Çocuk Adalet Sisteminde Yapılan Diğer Değişiklikler

Terminoloji değişikliğinin yanında kanun, çocuk adalet sisteminin maddi ve usul hukuku boyutlarında köklü değişiklikler içermektedir.


3.1. Silahın Çocuk Tarafından Ele Geçirilmesine Neden Olma Suçu (6136 sayılı Kanun m. 13/A)

Kanunun 1. maddesiyle, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna yeni bir madde eklenmektedir:

"MADDE 13/A- Ateşli silahın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde muhafaza edilmesi suretiyle çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

Bu düzenlemeyle, ruhsatlı ya da ruhsatsız ateşli silahı özensiz şekilde muhafaza eden ve bu nedenle silahın bir çocuğun eline geçmesine yol açan kişi için taksirli nitelikte bağımsız bir suç tipi ihdas edilmektedir. Maddenin "fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde" şeklindeki ifadesi, bu hükmün tali (ikincil) nitelikte olduğunu, yani örneğin silahın çocuk tarafından kullanılması sonucu bir kişinin ölmesi veya yaralanması halinde taksirle öldürme (TCK m. 85) veya taksirle yaralama (TCK m. 89) gibi daha ağır cezayı gerektiren suçların bu maddenin önüne geçeceğini göstermektedir.


Uygulamadaki önemi: Bu düzenleme, silah sahibi yetişkinler (özellikle ruhsatlı silah taşıyan aile bireyleri) için doğrudan bir ceza sorumluluğu riski doğurmaktadır. Evde veya iş yerinde silah bulunduran kişilerin, silahı kilitli dolap, kasa veya benzeri güvenli bir şekilde muhafaza etme yükümlülüğü fiilen ağırlaşmaktadır.


3.2. TCK Madde 31 – Yaş Küçüklüğüne Bağlı Ceza İndirimlerinde Değişiklik

Kanunun 2. maddesi, TCK m. 31/2 ve m. 31/3'te öngörülen indirimli ceza aralıklarını artırmaktadır. Kanun metninde bu değişiklik, mevcut ibarelerin hangi yeni ibarelerle değiştirildiği belirtilerek yapılmıştır; kanun tekniği gereği bu, mevcut (değişiklikten önceki) metnin de dolaylı olarak teyidini sağlamaktadır:

Fıkra

Eski ibare

Yeni ibare

f.2 (ağırlaştırılmış müebbet karşılığı)

"oniki yıldan onbeş yıla"

"onüç yıldan onsekiz yıla"

f.2 (müebbet karşılığı)

"dokuz yıldan onbir yıla"

"on yıldan oniki yıla"

f.2 (diğer cezalarda indirim oranı başlangıcı)

"yedi yıldan"

"dokuz yıldan"

f.3 (ağırlaştırılmış müebbet karşılığı)

"onsekiz yıldan yirmidört yıla"

"ondokuz yıldan yirmiyedi yıla"

f.3 (müebbet karşılığı)

"oniki yıldan onbeş yıla"

"onbeş yıldan onsekiz yıla"

f.3 (hapis cezası üst sınırı)

"oniki yıldan fazla"

"onbeş yıldan fazla"

Ayrıca maddeye eklenen yeni dördüncü fıkra ile, 15-18 yaş grubundaki çocuklar bakımından kasten öldürme (TCK m. 81, 82) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (TCK m. 87/2, 87/4) suçlarında, hâkime takdir yetkisi tanınmaktadır. Kanun metnindeki ifadeyle:

"(4) Somut olayda; a) Kasta dayalı kusurun ağırlığı, b) Güdülen amaç ve saik, c) Suçun işleniş şekli, d) Daha önceden kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilmiş olma, hususlarından biri ya da birkaçı göz önünde bulundurularak kasten öldürme (madde 81, 82) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (madde 87, fıkra 2 ve 4) suçlarını işleyen onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında üçüncü fıkra hükümleri uygulanmayabilir. Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış ceza sorumluluğu bulunan kişiler hakkında ise ikinci fıkra hükümleri yerine üçüncü fıkra hükümleri uygulanabilir."

Bu fıkra, pratikte iki yönlü bir esneklik getirmektedir:

  • 15-18 yaş grubu için: Belirli ağırlaştırıcı kriterlerin varlığı halinde, normalde uygulanması gereken (daha lehe olan) üçüncü fıkra indirimi uygulanmayabilir — yani hâkim, çocuğa daha ağır bir ceza tayin edebilir.

  • 12-15 yaş grubu için: Belirli koşullarda, normalde uygulanması gereken ikinci fıkra (daha lehe) yerine üçüncü fıkra hükümleri (daha ağır) uygulanabilir.


Bu, hâkime münferit olayın somut özelliklerine göre daha ağır ceza tayin etme imkânı tanıyan, istisnai ve takdiri bir düzenlemedir; kural olan indirim rejimini ortadan kaldırmamakta, belirli ağır suçlarda bir "supap" işlevi görmektedir.


3.3. TCK Madde 233 – Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali Suçunda Artış

Kanunun 3. maddesiyle TCK m. 233'teki ceza alt ve üst sınırları artırılmakta ve maddeye şu yeni fıkra eklenmektedir:

"(4) Birinci ve üçüncü fıkralarda tanımlanan fiiller nedeniyle çocuğun kasten öldürme (madde 81, 82) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (madde 87, fıkra 2 ve 4) suçunu işlemesi halinde şikayet aranmaksızın, faile bu madde uyarınca verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır."

Bu hüküm, aile içi bakım/gözetim yükümlülüğünün ihmal edilmesi (örneğin terk, nafaka yükümlülüğünün ihmali gibi TCK m. 233 kapsamındaki fiiller) ile çocuğun ağır bir suç işlemesi arasında nedensellik bağı kurulabildiği hallerde, ebeveyn veya yükümlü kişinin cezasının ağırlaştırılmasını öngörmektedir. Ayrıca bu ağırlaştırılmış hâlde şikâyet şartı aranmayacağı açıkça düzenlenmiştir; bu, söz konusu fiilin resen soruşturma ve kovuşturmaya tabi olacağı anlamına gelir.


3.4. CMK Madde 174 – İddianamenin İadesi Sebeplerine Yeni Bent

Kanunun 4. maddesiyle CMK m. 174/1'e eklenen (e) bendi şöyledir:

"e) Onbeş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında sosyal inceleme yaptırılmaksızın düzenlenen,"

iddianameler, iade sebebi sayılmaktadır. Bu düzenleme, 5395 sayılı Kanunun 35. maddesinde 13. maddeyle yapılan değişiklikle birlikte okunmalıdır (bkz. aşağıda 3.7). On beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından sosyal inceleme raporu artık zorunlu bir usul şartı haline gelmekte; bu şart yerine getirilmeden düzenlenen iddianame, mahkemece iade edilecektir. Bu, savunma makamı açısından önemli bir usuli güvence ve itiraz imkânı sunmaktadır.


3.5. 5275 Sayılı İnfaz Kanunu Değişiklikleri

a) Çocuk hükümlülerin tutuklulara ilişkin hükümlerden yararlanması (m. 11): Kanunun 5. maddesiyle, önceden yalnızca "çocuk tutuklular" için öngörülen bazı düzenlemelerin kapsamı "çocuk hükümlülerin veya tutukluların" şeklinde genişletilmektedir.


b) Çocuk eğitimevine ayrılma usulü (m. 15): Kanunun 6. maddesiyle madde üçüncü fıkra değiştirilerek, çocuk eğitimevine ayrılma kararına katılacak uzmanlar arasına Türkiye Barolar Birliğinin çocuk hakları komisyonundan görevlendireceği avukat da eklenmiştir. Ayrıca maddeye eklenen yeni fıkralarla:

  • Kasıtlı suçlardan toplam 3 yıl veya daha az, taksirli suçlardan toplam 5 yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm çocuk hükümlülerin cezalarının doğrudan çocuk eğitimevlerinde infaz edileceği,

  • Firar, tutuklama kararı, disiplin cezası gibi hallerde bu çocukların idare ve gözlem kurulu kararıyla çocuk kapalı ceza infaz kurumuna gönderilebileceği,

düzenlenmiştir.


c) Koşullu salıverilmede infaz indirimi (m. 107/5): Kanunun 7. maddesiyle, on beş yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirilen bir günün iki gün olarak sayılması kuralının istisnaları genişletilmiş; bu istisnalar arasına cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (TCK m. 102, 103) ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu (TCK m. 220) de eklenmiştir. Önceden bu istisna listesinde yalnızca kasten öldürme suçları (m. 81, 82, 83) ve uyuşturucu imal/ticareti suçu (m. 188) bulunmaktaydı.


3.6. Amaç Dışı Bıçak Taşıma Kabahati (5326 sayılı Kanun m. 43/C)

Kanunun 8. maddesiyle Kabahatler Kanununa eklenen 43/C maddesi, 6136 sayılı Kanun kapsamı dışında kalan bıçak ve benzeri kesici/delici aletlerin:

  • Yetkisiz işyerlerinde satışı ve sergilenmesini,

  • On sekiz yaşından küçüklere satılmasını ve çocuklar tarafından satın alınmasını veya taşınmasını,

yasaklamaktadır. İhlal halinde 5.000 TL, bıçak/aletlerin sayı veya nitelik bakımından vahim olması halinde 10.000 TL idari para cezası öngörülmüş; ayrıca kabahati öğrenip bildirim yapmayan işletici/sorumlu için de 5.000 TL ayrı bir idari para cezası düzenlenmiştir. Kabahate konu eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine de karar verilebilecektir. On beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise idari para cezası yerine, çocuk hâkiminden koruyucu/destekleyici ve yönlendirme tedbirleri talep edilecektir (bkz. aşağıda 3.7-a). Düzenleme, internet ve mesafeli satışları da kapsamakta; sanat, meslek icrası ve eğitim amaçlı bıçak kullanımı ise istisna tutulmaktadır.


Yürürlük özelliği: Bu maddenin yalnızca birinci fıkranın (a) bendi (satış yeri sınırlaması) 1/12/2026 tarihinde yürürlüğe girecektir; diğer hükümler kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe girecektir (bkz. Bölüm 4).


3.7. 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu Değişiklikleri

a) Yönlendirme tedbirleri (yeni m. 5/A): Kanunun 9. maddesiyle 5395 sayılı Kanuna eklenen bu madde, ceza sorumluluğu olmayan adli süreçteki çocuklar için mevcut koruyucu ve destekleyici tedbirlere ek olarak uygulanabilecek beş yeni tedbir türünü düzenlemektedir:


  1. Sosyal ve toplumsal hizmetler tedbiri – 20-300 saat arası gönüllü hizmet (spor kulüpleri, gençlik merkezleri vb.)

  2. Dijital risklerden korunma tedbiri – cihaz/hat bildirimi ve 3 ay ile 2 yıl arasında dijital erişim denetimi/kısıtlaması

  3. Kitap ve kütüphane tedbiri – 20-300 saat kütüphanede görev alma veya belirlenen eserleri okuma

  4. Çevreye saygı ve çevre temizliği tedbiri – 20-300 saat çevre temizliği, ağaçlandırma vb. faaliyetlere katılım

  5. Bağımlılıkla mücadele tedbiri – tütün, alkol, kumar, uyuşturucu ve davranışsal bağımlılıklar için tedavi/rehabilitasyon programları


Bu tedbirler, esasen 12 yaşını doldurmamış veya ceza sorumluluğu bulunmayan çocuklar için "cezalandırıcı" değil "yönlendirici/eğitici" nitelikte bir müdahale aracı olarak tasarlanmıştır. Uygulama usul ve esasları Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenecektir — bu yönetmelik henüz yürürlüğe girmediğinden, tedbirlerin somut uygulama biçimi netleşene kadar bu konuda kesin bir uygulama öngörüsünde bulunulamayacağı belirtilmelidir.


b) Acil korunma kararı – sağlık kurumu başvurusu (m. 9'a eklenen fıkralar): Akıl hastalığı, bağımlılık veya ağır bulaşıcı hastalık nedeniyle kendisi veya başkaları için tehlike oluşturan çocuklar hakkında, sağlık kurumuna başvuru sonrası 24-48 saatlik sıkı süreler içinde resmî sağlık kurulu raporu düzenlenmesi ve hâkim kararı alınması usulü detaylı şekilde düzenlenmiştir.


c) Kamu davası açılmasının bildirimi (m. 11'e eklenen f.4): Çocuk hakkında kamu davası açılması hâlinde, gerekli idari tedbirlerin alınabilmesi için durum Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı il/ilçe müdürlüklerine bildirilecektir.


d) HAGB ile yönlendirme tedbirlerinin birlikte uygulanması (m. 23'e eklenen fıkralar): Adli süreçteki çocuklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilmesi halinde, 5/A maddesindeki yönlendirme tedbirlerinden biri veya birkaçı da denetimli serbestlik tedbiri olarak uygulanabilecektir. Ayrıca zararın az olması halinde HAGB için zararın giderilmesi şartı aranmayabileceği düzenlenmiştir.


e) Sosyal inceleme zorunluluğu (m. 35/3 değişikliği): On beş yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılması zorunlu hale getirilmiş; on beş yaşını doldurmuş çocuklar için sosyal inceleme yaptırılmaması halinde bu durumun gerekçesinin iddianamede veya kararda gösterilmesi şart koşulmuştur. Bu hüküm, yukarıda belirtilen CMK m. 174/1-e ile birlikte uygulama bulacaktır.


f) Tedbir kararlarına aykırılıkta tazyik hapsi (m. 45'e eklenen f.5): Çocuk hakkındaki koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarına aykırı davranan ana, baba, vasi veya bakım/gözetim sorumlusu için, fiil ayrıca suç oluştursa dahi, çocuk hâkimi kararıyla 3 günden 10 güne kadar tazyik hapsi öngörülmüştür. Bu karara karşı 5395 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca itiraz yolu açık tutulmuştur.


4. 7593 Sayılı Kanun'un Yürürlük Tarihleri ve Geçiş Süreci

Kanunun 16. maddesi yürürlüğü iki ayrı rejime bağlamaktadır:

  • 1/12/2026 tarihinde yürürlüğe girecek hüküm: Yalnızca 5326 sayılı Kabahatler Kanununa eklenen 43/C maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi (bıçak satışının yalnızca ruhsatlı/yetkili işyerlerinde yapılabileceğine ilişkin kısıtlama) 1/12/2026 tarihinde yürürlüğe girecektir.

  • 18/8/2026 (Yayım Tarihi) itibarıyla yürürlüğe giren diğer tüm hükümler: Terminoloji değişikliği, TCK m. 31 ve m. 233 değişiklikleri, 6136 sayılı Kanun m. 13/A, CMK m. 174/1-e, 5275 sayılı Kanun değişiklikleri, 5395 sayılı Kanun değişiklikleri (yönlendirme tedbirleri dâhil) ve 43/C maddesinin diğer fıkraları, Kanun'un Resmî Gazete'de yayımlandığı 18/8/2026 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiştir.


5. Uygulamada Avukatlar, Ebeveynler ve Esnaf İçin Kritik Noktalar


Avukatlar ve savunma makamı için:

  • 15 yaş altı şüpheli/sanıklar bakımından sosyal inceleme raporunun dosyada bulunup bulunmadığı, artık CMK m. 174 kapsamında bir iade sebebi olarak takip edilmelidir.

  • TCK m. 31/4'teki yeni takdiri hüküm nedeniyle, 15-18 yaş grubu ağır suç dosyalarında savunma stratejisinin "kasta dayalı kusurun ağırlığı", "saik", "işleniş şekli" ve "sabıka durumu" kriterleri etrafında şekillendirilmesi önem kazanacaktır.

  • HAGB talep edilen dosyalarda, yönlendirme tedbirlerinin denetimli serbestlik yükümlülüğü olarak önerilmesi, olumlu bir savunma argümanı olabilir.


Veli/vasi konumundaki kişiler için:

  • Silah bulunduran ebeveynler bakımından TCK'ya eklenen 13/A maddesi kapsamında ceza riski doğduğundan, silahın muhafaza şekli gözden geçirilmelidir.

  • Tedbir kararlarına uyulmaması artık doğrudan tazyik hapsi riski taşımaktadır.


Esnaf ve bıçak/kesici alet satıcıları için:

  • 43/C maddesi kapsamında satış yeri, internet satışı ve reşit olmayanlara satış konusunda yeni idari yükümlülükler ve ağır para cezaları söz konusudur; 1/12/2026 tarihine kadar uyum sağlanması önem taşımaktadır.


Sık Sorulan Sorular - Adli Süreçteki Çocuk / "Suça Sürüklenen Çocuk" Tanımı Değişti


"Suça sürüklenen çocuk" ifadesi tamamen mi kaldırıldı?

Kanunun 15. maddesi, sayılan kanunlardaki belirli maddelerde geçen "suça sürüklenen" ibaresini "adli süreçteki" (bazı hallerde "hakkında adli süreç yürütülen") ile değiştirmektedir. Bu, ifadenin ilgili mevzuatta sistematik olarak yenisiyle değiştirilmesi anlamına gelir; ikincil mevzuatta (yönetmelik, genelge vb.) da uyum değişikliği yapılması beklenmektedir, ancak bu ikincil düzenlemelerin ne zaman çıkarılacağı bu yazının hazırlandığı tarih itibarıyla bilinmemektedir.


7593 sayılı Kanun şu anda yürürlükte mi?

Kanun, 18 Ağustos 2026 tarihli ve 33344 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak büyük bölümü itibarıyla yayımı tarihinde (18 Ağustos 2026) yürürlüğe girmiştir. 


Yönlendirme tedbirleri kimlere uygulanır?

Kanun metninde bu tedbirler, "ceza sorumluluğu olmayan adli süreçteki çocuklar" bakımından düzenlenmiştir; yani esas olarak 12 yaşını doldurmamış veya TCK m. 31 kapsamında ceza sorumluluğu bulunmayan çocukları hedeflemektedir. Uygulama usulü, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle netleşecektir.


Silahını özensiz muhafaza eden ve bu yüzden çocuğun eline geçmesine neden olan kişi hangi cezayla karşılaşır?

6136 sayılı Kanuna eklenen 13/A maddesi uyarınca, fiil daha ağır bir suç oluşturmuyorsa, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.


Bıçak satışına ilişkin yeni yasak ne zaman yürürlüğe girecek?

43/C maddesinin satış yeri kısıtlamasına ilişkin (a) bendi 1/12/2026 tarihinde; maddenin diğer fıkraları ise kanunun yayım tarihinde yürürlüğe girecektir.


15 yaşını doldurmamış bir çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmadan iddianame düzenlenirse ne olur?

CMK m. 174/1-e'ye eklenen yeni bent uyarınca, bu durum artık açık bir iddianamenin iadesi sebebi sayılmaktadır.


Sonuç- Adli Süreçteki Çocuk / "Suça Sürüklenen Çocuk" Tanımı Değişti


7593 sayılı Kanun, Türk çocuk adalet sisteminde hem dilsel/kavramsal (suça sürüklenen çocuktan adli süreçteki çocuğa geçiş) hem de maddi ve usul hukuku bakımından (yaş küçüklüğüne bağlı ceza indirimlerinin daraltılması, yönlendirme tedbirleri, silah ve bıçak bulundurmaya ilişkin yeni yükümlülükler, sosyal inceleme zorunluluğu) kapsamlı bir reform niteliği taşımaktadır.


Hukuki Dayanaklar ve Kaynaklar

  • Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Kanun No. 7593, Kabul Tarihi: 8/8/2026 (18 Ağustos 2026 tarihli ve 33344 sayılı Resmî Gazete)

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 31, m. 233

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 174, m. 253

  • 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, m. 11, m. 15, m. 107

  • 5326 sayılı Kabahatler Kanunu, m. 43/C

  • 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, m. 1, 2, 3, 5/A, 9, 11, 12, 13, 15, 20, 23, 24, 26, 30, 31, 34, 35, 37, 39, 45

  • 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun, m. 13/A

  • 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu, m. 3/1-f/17


Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, belirli bir somut olaya ilişkin hukuki görüş niteliği taşımamaktadır. Kanunun henüz yürürlüğe girmemiş olması nedeniyle, burada yer alan bilgiler yayım tarihi ve varsa yayım sürecinde yapılabilecek değişiklikler ışığında yeniden değerlendirilmelidir.
7593 sayılı Kanunla Suça Sürüklenen Çocuk (SSÇ) tanımı Adli Süreçteki Çocuk (ASÇ) olarak değişti. Yeni düzenlemeleri ve çocuk hukukundaki etkilerini inceleyin.
7593 sayılı Kanunla "Suça Sürüklenen Çocuk" (SSÇ) tanımı "Adli Süreçteki Çocuk" (ASÇ) olarak değişti. Yeni düzenlemeleri ve çocuk hukukundaki etkilerini inceleyin.

ÇOCUK KORUMA KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN

Kanun No. 7593

 

       Kabul Tarihi: 8/8/2026      

 

MADDE 1- 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna 13 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“MADDE 13/A- Ateşli silahın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde muhafaza edilmesi suretiyle çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

MADDE 2- 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 31 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “oniki yıldan onbeş yıla;” ibaresi “onüç yıldan onsekiz yıla;”, “dokuz yıldan onbir yıla” ibaresi “on yıldan oniki yıla”, “yedi yıldan” ibaresi “dokuz yıldan” şeklinde ve üçüncü fıkrasında yer alan “onsekiz yıldan yirmidört yıla;” ibaresi “ondokuz yıldan yirmiyedi yıla;”, “oniki yıldan onbeş yıla” ibaresi “onbeş yıldan onsekiz yıla”, “oniki yıldan fazla” ibaresi “onbeş yıldan fazla” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(4) Somut olayda;

a) Kasta dayalı kusurun ağırlığı,

b) Güdülen amaç ve saik,

c) Suçun işleniş şekli,

d) Daha önceden kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilmiş olma,

hususlarından biri ya da birkaçı göz önünde bulundurularak kasten öldürme (madde 81, 82) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (madde 87, fıkra 2 ve 4) suçlarını işleyen onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında üçüncü fıkra hükümleri uygulanmayabilir. Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış ceza sorumluluğu bulunan kişiler hakkında ise ikinci fıkra hükümleri yerine üçüncü fıkra hükümleri uygulanabilir.”

MADDE 3- 5237 sayılı Kanunun 233 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “bir yıla” ibaresi “üç aydan iki yıla”, ikinci fıkrasında yer alan “üç aydan bir yıla” ibaresi “altı aydan iki yıla”, üçüncü fıkrasında yer alan “üç aydan bir yıla” ibaresi “bir yıldan üç yıla” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(4) Birinci ve üçüncü fıkralarda tanımlanan fiiller nedeniyle çocuğun kasten öldürme (madde 81, 82) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (madde 87, fıkra 2 ve 4) suçunu işlemesi halinde şikayet aranmaksızın, faile bu madde uyarınca verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.”

MADDE 4- 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 174 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

“e) Onbeş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında sosyal inceleme yaptırılmaksızın düzenlenen,”

MADDE 5- 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Çocuk tutukluların” ibaresi “Çocuk hükümlülerin veya tutukluların” şeklinde değiştirilmiş ve ikinci fıkrasında yer alan “çocuklar,” ibaresinden sonra gelmek üzere “suç türleri,” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 6- 5275 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“(3) Çocuk hükümlülerin çocuk kapalı ceza infaz kurumundan çocuk eğitimevine ayrılmalarına 89 uncu madde uyarınca psikolog, pedagog, çocuk gelişimcisi, sosyal çalışmacı, psikolojik danışman, rehberlik uzmanı, öğretmen ve Türkiye Barolar Birliğinin çocuk hakları komisyonundan görevlendireceği avukat gibi en az bir uzman görevlinin de katılımıyla idare ve gözlem kurulu tarafından en geç üç ayda bir yapılan değerlendirme sonucunda karar verilir. Çocuk eğitimevine ayırmaya ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen çocuk hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri altı ayı geçemez.”

“(4) Aşağıdaki hâllerde çocuk hükümlüler hakkında verilen cezalar doğrudan çocuk eğitimevlerinde yerine getirilir:

a) Kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olanlar.

b) Taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olanlar.

(5) Doğrudan çocuk eğitimevine alınanlar dahil olmak üzere bu kurumlarda bulunan çocuk hükümlülerden;

a) Firar edenler veya başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı verilenler,

b) Kapalı ceza infaz kurumuna iade veya odaya kapatma disiplin cezası alıp, bu cezası kesinleşmiş olanlar veya asayiş ve düzenin sağlanması amacıyla disiplin cezası kesinleşmemiş olsa bile eylemi kurum düzeni ya da kişi güvenliği bakımından tehlike oluşturanlar,

idare ve gözlem kurulu kararıyla çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilirler.

(6) Çocuk hükümlülerin, suç ve ceza türlerine göre, çocuk eğitimevlerine ayrılıp ayrılmamalarına, çocuk eğitimevlerinde geçirecekleri sürelere, çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine, doğrudan çocuk eğitimevlerine alınmalarına, doğrudan çocuk eğitimevlerine alınanların çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte gösterilir.”

MADDE 7- 5275 sayılı Kanunun 107 nci maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(5) Türk Ceza Kanununun kasten öldürme suçları (madde 81, 82 ve 83), cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (madde 102 ve 103), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu (madde 188) ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu (madde 220) hariç olmak üzere, koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün onbeş yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınır.”

MADDE 8- 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununa 43/B maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Amaç dışı bıçak taşıma

MADDE 43/C- (1) Her ne ad altında olursa olsun, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamı dışında kalan her tür bıçak ile diğer kesici, delici veya bereleyici aletlerin;

a) 11/9/1981 tarihli ve 2521 sayılı Avda ve Sporda Kullanılan Tüfekler, Nişan Tabancaları ve Av Bıçaklarının Yapımı, Alımı, Satımı ve Bulundurulmasına Dair Kanuna göre ruhsatlandırılan yerler ile ilgili yönetmeliğe göre ruhsatlandırılan işyerleri dışında satışı ve sergilenmesi,

b) Onsekiz yaşından küçük çocuklara satılması ve çocuklar tarafından satın alınması veya taşınması,

yasaktır.

(2) Birinci fıkrada sayılan yasaklara uymayan kişiye beşbin Türk Lirası, kabahate konu bıçak veya aletlerin sayı veya nitelik bakımından vahim olması halinde ise onbin Türk Lirası idarî para cezası verilir. Ayrıca bu kabahatin işlendiğini öğrenen işletici veya sorumlunun yetkili makamlara bildirim yapmaması halinde beşbin Türk Lirası idarî para cezası verilir.

(3) Birinci fıkrada sayılan kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir.

(4) Birinci fıkrada sayılan kabahat dolayısıyla idarî para cezasına ve elkoymaya kolluk görevlileri, mülkiyetin kamuya geçirilmesine mülkî amir tarafından karar verilir.

(5) Birinci fıkradaki kabahati işlediği sırada onbeş yaşını doldurmamış çocuk hakkında çocuğun üstün yararı gözetilerek, 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu hükümleri uyarınca koruyucu, destekleyici ve yönlendirme tedbirlerine karar verilmesi amacıyla mülkî amir tarafından çocuk hâkiminden tedbir talebinde bulunulur.

(6) Bu madde hükümleri internet satışları ve mesafeli satışlar için de uygulanır.

(7) Bir sanat veya mesleğin icrası ve eğitim için gerekli bıçak, şiş ve benzerlerinin icra yerinde ve icra eden kişilerce kullanılması, bulundurulması ve taşınması bu madde hükümlerine tabi değildir.”

MADDE 9- 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Yönlendirme tedbirleri

MADDE 5/A- (1) 5 inci maddede düzenlenen koruyucu ve destekleyici tedbirlerin yanında bu maddede düzenlenen yönlendirme tedbirleri, ceza sorumluluğu olmayan adli süreçteki çocuklar bakımından, çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak anlaşılır.

(2) Yönlendirme tedbirleri olarak;

a) Sosyal ve toplumsal hizmetler tedbiri: Spor kulüpleri, gençlik merkezleri, spor tesisleri ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarında; Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yerel yönetimler tarafından yerine getirilmek üzere çocukların 20 saatten 300 saate kadar psikososyal gelişimine katkı sağlayacak görev almalarına,

b) Dijital risklerden korunma tedbiri: Kullandığı telefon cihazı, telefon hattı veya her türlü bilgisayar, tablet ve benzeri dijital cihazın bildirilerek cihazın tedbir kararından sonraki hareketlerini Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından 3 aydan az 2 yıldan fazla olmamak üzere çeşitli takip yazılımlarıyla ilgili kurum denetimine açmaya, riskli olarak tanımlı bazı dijital mecralar, uygulamalar ve dijital platformlara erişimin engellenmesine,

c) Kitap ve kütüphane tedbiri: Kütüphane ve okuma salonu gibi yerlerde Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, üniversiteler ile yerel yönetimler tarafından yerine getirilmek üzere 20 saatten 300 saate kadar psikososyal gelişimine katkı sağlayacak görev almaya veya bu kuruluşların yetkililerince belirlenen eserleri okumaya,

d) Çevreye saygı ve çevre temizliği tedbiri: Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, üniversiteler ile yerel yönetimler tarafından yerine getirilmek üzere 20 saatten 300 saate kadar park, bahçe, sahil gibi belirlenecek bir bölgede çevretemizliği yapmaya, belirlenecek bitkilerin bakımı, ağaçlandırma ve çiçeklendirme faaliyetlerine katılmaya,

e) Tütün, nikotin, alkol, kumar, uyuşturucu ve uyarıcı madde ile davranışsal bağımlılık tedbiri: Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Yeşilay tarafından yerine getirilmek üzere çocukların sağlıkları için tehlike oluşturan bağımlılıklarının tedavi ve rehabilitasyonu için belirlenecek programları tamamlamaya,

hükmedilir.

(3) Bu tedbirlerin yerine getirilmesinde 45 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları uygulanır.

(4) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”

MADDE 10- 5395 sayılı Kanunun 9 uncu maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“(4) Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol, uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılığı, davranışsal bağımlılık ya da ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalık nedeniyle kendisi veya başkaları açısından ciddi tehlike oluşturduğu değerlendirilen ve herhangi bir suretle Sağlık Bakanlığına veya üniversitelere bağlı yataklı sağlık kurumlarına gelen veya getirilen çocuk hakkında, tedaviye ihtiyaç bulunduğunun ilgili uzman hekim tarafından tespit edilmesi hâlinde, acil korunma kararı alınması amacıyla yirmi dört saat içinde rapor düzenlenir. Sağlık kurumu, uzman hekim raporunun düzenlendiği tarihten itibaren en geç yirmi dört saat içinde çocuk hâkimine başvurur. Başvurudan itibaren en geç kırk sekiz saat içinde ilgili dal uzman hekiminin yer aldığı üç uzman hekimden oluşan resmî sağlık kurulu tarafından düzenlenen rapor mahkemeye sunulur.

(5) Hâkim, başvuru ve sağlık kurulu raporunu değerlendirerek talep hakkında en geç kırk sekiz saat içinde karar verir. Çocuğun sağlık kuruluşuna gelmesi veya getirilmesinden hâkim kararının sağlık kuruluşuna tebliğine kadar geçen sürede, çocuğa gerekli görülen tıbbî müdahale ve tedavi uygulanır. Bu süreçte ihtiyaç duyulması hâlinde kolluktan yardım istenebilir. Kolluk, bu kapsamda yapılan talepleri, kanunla kendisine tanınan yetkiler çerçevesinde yerine getirir.

(6) Hâkim, çocuğun üstün yararını gözeterek çocuğun bulunduğu yerin gizli tutulmasına ve gerekli görmesi hâlinde kişisel ilişkinin kurulmasına veya sınırlandırılmasına karar verebilir. Hâkim, sağlık kurulu raporunu dikkate alarak acil korunma kararının kaldırılmasına, devamına veya çocuğun durumuna uygun başka bir koruyucu ve destekleyici tedbire karar verir.”

MADDE 11- 5395 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(4) Çocuk hakkında kamu davası açılması hâlinde durum, gerekli idari tedbirlerin alınması amacıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı il veya ilçe müdürlüklerine bildirilir.”

MADDE 12- 5395 sayılı Kanunun 23 üncü maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“(2) Adli süreçteki çocuklar hakkında yapılan yargılama sonunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi hâlinde 5/A maddesinde düzenlenen yönlendirme tedbirlerinden uygun görülen biri veya birkaçı da denetimli serbestlik tedbiri olarak uygulanır. Bu fıkra uyarınca hükmedilecek yükümlülükler 5/A maddesinde belirtilen kurumlar tarafından yerine getirilir.

(3) Suçun işlenmesi nedeniyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın az olması hâlinde adli süreçteki çocuklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için zararın giderilmesi şartı aranmayabilir.”

MADDE 13- 5395 sayılı Kanunun 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(3) Onbeş yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılması zorunludur. Cumhuriyet savcısı, mahkeme veya çocuk hâkimi tarafından onbeş yaşını doldurmuş çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması hâlinde, gerekçesi iddianamede veya kararda gösterilir.”

MADDE 14- 5395 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“(3) Koruyucu ve destekleyici tedbirlerin ilgili kurum veya kuruluş tarafından yerine getirilmesi sırasında gerekmesi hâlinde kolluktan yardım istenebilir.”

“(4) Koruyucu ve destekleyici tedbirlerin yerine getirilmesinde kurumların koordinasyonu merkezde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından; il ve ilçelerde kurumların koordinasyonu ile takibi vali ve kaymakam tarafından sağlanır. Bu amaçla il ve ilçelerde sekretarya hizmetleri aile ve sosyal hizmetler il müdürlükleri tarafından yürütülür. Hâkim veya mahkeme tarafından verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararları, yerine getirilmek üzere ilgili kurum veya kuruluşa gönderilir.

(5) Çocuk hakkında verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının gereklerine aykırı hareket eden ana, baba, vasi veya bakım ve gözetiminden sorumlu kimse, fiil suç teşkil etse dahi ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre çocuk hâkimi kararıyla üç günden on güne kadar tazyik hapsi ile cezalandırılır. Bu kararlara karşı 14 üncü madde uyarınca itiraz yoluna gidilebilir. Tazyik hapsine ilişkin kararlar, kesinleşmesini müteakip Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yerine getirilir. Bu kararlar çocuk hâkimi tarafından ilgili kuruma bildirilir.”

MADDE 15- (1) 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin (17) numaralı alt bendinde yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki” şeklinde değiştirilmiştir.

(2) 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki” şeklinde değiştirilmiştir.

(3) 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun;

a) 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”,

b) 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”,

c) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”, (c) bendinde yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”,

ç) 11 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “hakkında adli süreç yürütülen”,

d) 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”,

e) 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “hakkında adli süreç yürütülen”,

f) 20 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”,

g) 24 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”,

ğ) 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”,

h) 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”, (c) bendinde yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”,

ı) 31 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”,

i) 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”,

j) 37 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”,

k) 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinde yer alan “Suça sürüklenmesi” ibaresi “Hakkında adli süreç yürütülmesi”,

şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 16- Bu Kanunun;

a) 8 inci maddesi ile 5326 sayılı Kanuna eklenen 43/C maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü 1/12/2026 tarihinde,

b) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,

yürürlüğe girer.

MADDE 17- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.


Benzer Yazılar

12. Yargı Paketi Resmî Gazete'de Yayımlandı: Maddeler ve Değişiklikler Neler ?https://www.yilmaztatlihukuk.com/post/12-yargi-paketi-yayimlandi-7589-sayili-kanun-degisikliklerTrafik Cezası İtiraz Dilekçesi Nasıl Yapılır?

Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme Suçu (TCK 136)

İstanbul Ceza Avukatı

Dolandırıcılık Suçu Cezası (TCK 157) – Ceza Avukatı

Kasten Öldürme Suçu Cezası – Ağır Ceza Avukatı

12. Yargı Paketi: IBAN Mağdurları (TCK 145-158 Düzenlemesi)

12. Yargı Paketi 2026 Ne Zaman Çıkacak? Neler Var?

Ağır Ceza Avukatı ve Yargılamaya Etkisi – İstanbul Ağır Ceza Avukatı

12. Yargı Paketi Resmî Gazete'de Yayımlandı: Maddeler ve Değişiklikler Neler ?


Ceza Hukuku – Kaynakça

Ceza hukuku alanında temel mevzuat ve başlıca referans kaynaklar aşağıda yer almaktadır:

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK)

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)

  • 5326 sayılı Kabahatler Kanunu

  • 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun

  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (özellikle temel hak ve özgürlükler hükümleri)

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Ceza Daireleri emsal kararları

  • Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kararları

  • Ceza hukuku doktrini (öğretide kabul görmüş akademik çalışmalar)

  • Resmî Gazete ve ilgili mevzuat değişiklikleri

  • Adalet Bakanlığı ve ilgili resmi kurum tebliğ ve uygulamaları


Yazar Bilgisi: Bu içerik, Av. Ramazan Yılmaz tarafından ceza hukuku mevzuatı, Yargıtay uygulamaları ve güncel yargı içtihatları esas alınarak hazırlanmıştır.


Kurumsal Bilgilendirme ve İç Bağlantılar

Sitemizde yer alan tüm içerikler, ziyaretçilerimizin hukuki bilgiye daha hızlı ve doğru şekilde ulaşabilmesi amacıyla hazırlanmıştır. İlgili hukuki konular hakkında detaylı bilgi almak, güncel yayınlarımızı incelemek veya uzman ekibimizle iletişime geçmek için aşağıdaki sayfaları ziyaret edebilirsiniz:

Bu bağlantılar, site içerisinde ilgili içeriklere daha kolay ulaşmanızı sağlamak ve hukuki bilgilendirme sürecini daha verimli hale getirmek amacıyla sunulmuştur.


YT Hukuk

Hukuki uyuşmazlıklar ve güncel mevzuata ilişkin daha fazla bilgi almak için internet sitemizde yer alan diğer içerikleri inceleyebilirsiniz.


Adres: Helis More ResidenceYalı Mah. Kadir Sk. No:14Kartal / İstanbul

Yorumlar


bottom of page