WhatsApp’tan ulaşın
top of page

İSG Teftişleri İdari Yaptırımlar ve İş Durdurma Süreçleri 2026

  • 6 Mar
  • 16 dakikada okunur

İçindekiler

Bölüm

Giriş: 2026'da İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Kanunun İşletmeler İçin Anlamı

Bölüm 1: Denetim Yetkisinin Hukuki Çerçevesi — Kim, Neyi, Nasıl Denetler?

Bölüm 2: İşin Durdurulması — Hukuki Analiz, Süreç ve İtiraz Yolları

Bölüm 3: İdari Para Cezaları — 2026 Güncel Tutarlar ve Hesaplama

Bölüm 4: Rücu Davaları ve SGK'nın Geri Alma Hakkı

Bölüm 5: 2025-2026 Mevzuat Değişiklikleri ve Proaktif Hukuki Strateji

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

 

Giriş: 2026'da İSG Hukukunun İşletmeler İçin Anlamı


İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG), artık yalnızca teknik bir zorunluluk değil; işletmelerin hayatta kalabilmesini, itibarını ve hukuki güvenliğini doğrudan etkileyen kritik bir disiplindir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, son yıllarda peş peşe yapılan değişikliklerle çok daha kapsamlı ve caydırıcı bir hal almıştır. 7495 sayılı Kanun ile 2024 başında hayata giren Madde 24/A, yeni denetim aktörleri ve mekanizmalar getirmiş; 15 Ocak 2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7538 sayılı Torba Kanun ise OSGB bildirim yükümlülüklerini, sağlık gözetimi usulünü ve hizmet sunucu tanımlarını (ÇASMER, ekipman muayene kuruluşu) kapsamlı biçimde düzenlemiştir.


2026 yılı itibarıyla işverenleri bekleyen en büyük tehlike, bir kaza ya da ihlalin ardından kesilecek tek seferlik bir ceza değildir. Asıl risk; "her bir çalışan için" ve "aykırılığın devam ettiği her ay için" işleyen kümülatif ceza mekanizması, iş durdurma kararının işletmenin kapısına kilit vurması ve ağır ihlallerde açılacak rücu davalarıdır. Bu rehberde, 2026'nın denetim gerçekliğini kanun metinleri, güncel yeniden değerleme oranları ve pratik örneklerle ele alıyoruz.

 

Bölüm 1: Denetim Yetkisinin Hukuki Çerçevesi — Kim, Neyi, Nasıl Denetler?


İSG denetimi, devletin kamusal denetim yetkisinin en güçlü yansımalarından birini oluşturur. 6331 sayılı Kanun, bu denetimin kimler tarafından, hangi sınırlar içinde ve ne şekilde kullanılacağını açıkça belirlemiştir.


1.1. Bakanlık İş Müfettişlerinin Yetki ve Sorumlulukları


Kanunun 24. maddesi, İSG denetiminin omurgasını Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na bağlı İş Teftiş Kurulu müfettişlerine bırakmaktadır. Bu madde şu temel hükmü içermektedir:


MADDE 24 – (1) Bu Kanun hükümlerinin uygulanmasının izlenmesi ve teftişi, iş sağlığı ve güvenliği yönünden teftiş yapmaya yetkili Bakanlık iş müfettişlerince yapılır. Bu Kanun kapsamında yapılacak teftiş ve incelemelerde, 4857 sayılı Kanunun 92, 93, 96, 97 ve 107 nci maddeleri uygulanır.

Bu atıf son derece önemlidir. Müfettişler; işyerine önceden haber vermeksizin, diledikleri saatte girebilir. Çalışanlarla gizli görüşme yapabilir, her türlü belge ve kayda el koyabilir, teknik bilgi isteyebilir. Müfettiş tutanakları aksi ispat edilene kadar geçerli resmi belge niteliği taşır ve bu durum ispat yükünü pratikte işverene yükler.


2026 yılında denetim sıklığının artmasının en temel nedeni, dijitalleşen kayıt sistemleri ve SGK, Bakanlık ile diğer kurumlar arasındaki veri paylaşımının güçlenmesidir. Artık işyerlerindeki eksikliklerin bir kısmı saha denetimi olmaksızın sistem üzerinden tespit edilebilmekte; bu da müfettiş ziyaretlerinin daha hedefli ve bulgulara dayalı hale gelmesine yol açmaktadır.


1.2. İSG Yeni Dönem: Bakanlık Uzman Personelinin Denetim Yetkisi (Madde 24/A)


7495 sayılı Kanun ile 2024 başında yürürlüğe giren 24/A maddesi, İSG ekosistemini düzenleyen en önemli reformlardan birini hayata geçirmiştir. Artık müfettişler dışında, Bakanlığın teknik uzman kadrosu da doğrudan saha denetimi yapabilmektedir:


MADDE 24/A – (1) Bakanlık bu Kanun kapsamındaki eğitim kurumları, ortak sağlık ve güvenlik birimleri, ekipman muayene kuruluşları, iş hijyeni ölçüm, test ve analiz laboratuvarlarında inceleme, yetkilendirme, kontrol ve denetim yapmaya yetkilidir. Bakanlık adına inceleme, kontrol ve denetim İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğünde görevli çalışma uzmanı ve çalışma uzman yardımcısı, mühendis, fizikçi, kimyager, biyolog ve tabip unvanlı personel tarafından yerine getirilir. Bu madde kapsamında görevlendirilen personel inceleme, kontrol ve denetim esnasında mümkün olduğu kadar işi aksatmamak, işverenin ve işyerinin meslek sırları ile gördükleri ve öğrendikleri hususları tamamen gizli tutmakla yükümlüdür. Görevlendirilen personele işveren veya çalışanlar tarafından gereken kolaylık sağlanır. Bu fıkraya ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça düzenlenir.

Bu düzenlemenin pratik yansımaları son derece önemlidir. OSGB'ler, iş hijyeni laboratuvarları ve eğitim kurumları artık yalnızca "lisans belgesi var mı?" sorusundan değil, "hizmet gerçekten kaliteli ve standartlara uygun mu?" sorusundan da sorumlu tutulmaktadır. Bir mühendis ya da biyolog tarafından yapılan yerinde teknik inceleme, kağıt üstünde düzgün görünen ama fiiliyatta eksik kalan İSG uygulamalarını su yüzüne çıkarabilir.


1.3. Gizlilik, Kolaylık Sağlama ve Engellemenin Sonuçları


Kanun, denetim sürecinde hem denetleyene hem de denetlenene açık yükümlülükler yüklemektedir. Denetim personelinin meslek sırlarını gizli tutma yükümlülüğü yasal güvence altındadır; bu yükümlülüğün ihlali halinde ilgili personel idari ve cezai sorumluluğa muhatap olur. İşveren ve çalışanlar ise denetim sürecinde her türlü kolaylığı sağlamak zorundadır.


Denetimi engellemek ya da kasıtlı olarak güçleştirmek, bağımsız bir ihlal olarak değerlendirilebilir ve ayrı yaptırımlara konu olabilir. Müfettişin çağrısına uymamak, ifade vermemek veya belge ibrazından kaçınmak, 6331 sayılı Kanun'un 24. maddesi atfıyla 4857 sayılı İş Kanunu'nun 107. maddesi uyarınca idari para cezasına tabidir. 2026 yılı uygulamasında bu kalem, tehlike sınıfı ve çalışan sayısına bağlı artırım uygulanmadan önce baz düzeyde 111.263 TL'ye kadar ulaşabilmektedir. Kesin tutar, ÇSGB tarafından yayımlanan yıllık idari para cezaları listesinden teyit edilmelidir.


1.4. Mülki İdare Amiri ve Kolluk Kuvvetlerinin Rolü


İSG denetimleri fiziki engellerle veya güvenlik riskleriyle karşılaşabilir. Madde 24/A'nın 2. fıkrası uyarınca, bu tür durumlarda mülki idare amiri (vali ya da kaymakam) aracılığıyla kolluk kuvveti desteği talep edilebilmektedir. 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu çerçevesinde yapılan bu müdahale, askeri işyerleri hariç olmak üzere tüm işyerlerini kapsar.


1.5. Askeri İşyerlerinde Özel Denetim Protokolü


Milli savunma ve yurt güvenliği kapsamındaki işyerlerinde denetim, sivil işyerlerinden farklı bir prosedüre tabidir. Kanunun 24. maddesinin 3. fıkrası, bu işyerlerinin teftişini Milli Savunma Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı'nın ortak hazırladığı bir yönetmeliğe bırakmaktadır. Bu düzenleme, devletin güvenlik öncelikleri ile işçi sağlığı ilkelerini dengeleme amacı taşır.

 

Bölüm 2: İSG Nedeniyle İşin Durdurulması — Süreç ve İtiraz Yolları


İşin durdurulması, 6331 sayılı Kanun'un öngördüğü en ağır idari yaptırımlardan biridir. Bununla birlikte kanun koyucunun bu kurumu bir "ceza" değil, bir "önlem" olarak kurguladığını belirtmek gerekir. Temel amaç, iş kazası gerçekleşmeden tehlikeyi ortadan kaldırmaktır.


2.1. İSG Nedeniyle İşin Durdurulması Kararının Hukuki Dayanağı ve Sebepleri


Kanunun 25. maddesi, işin durdurulmasına gerekçe olabilecek durumları açıkça saymaktadır:


MADDE 25 – (1) İşyerindeki bina ve eklentilerde, çalışma yöntem ve şekillerinde veya iş ekipmanlarında çalışanlar için hayati tehlike oluşturan bir husus tespit edildiğinde; bu tehlike giderilinceye kadar, hayati tehlikenin niteliği ve bu tehlikeden doğabilecek riskin etkileyebileceği alan ile çalışanlar dikkate alınarak, işyerinin bir bölümünde veya tamamında iş durdurulur. Ayrıca çok tehlikeli sınıfta yer alan maden, metal ve yapı işleri ile tehlikeli kimyasallarla çalışılan işlerin yapıldığı veya büyük endüstriyel kazaların olabileceği işyerlerinde, risk değerlendirmesi yapılmamış olması durumunda iş durdurulur.

Kanun, risk değerlendirmesi yapılmamasını 'çok tehlikeli' sınıftaki belirli sektörler için (maden, metal, yapı işleri ile tehlikeli kimyasal kullanılan işyerleri) tek başına yeterli bir durdurma sebebi olarak kabul etmektedir. Bu kritik düzenleme uyarınca söz konusu sektörlerde risk değerlendirmesi belgesi yoksa hayati tehlike tespitine gerek kalmaksızın işin durdurulması kararı verilebilir.


İşyerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelik'in 7. maddesi ise özellikle ihale ile alınan işlerde; teknolojik altyapı sağlanmadan kapasite üstü üretim yapılmasını ayrı bir durdurma sebebi olarak öngörmektedir. Bu düzenleme özellikle alt işveren ilişkilerinin yoğun yaşandığı inşaat, madencilik ve sanayi projelerini doğrudan ilgilendirmektedir. Önemli hukuki not: Bu hükmün kaynağı Kanun değil Yönetmelik'tir; itiraz süreçlerinde dayanak normu doğru tespit etmek sonucu doğrudan etkileyebilir.


2.2. Kararın Alınma Süreci: Heyet mi, Tek Müfettiş mi?


İş durdurma kararı, sıradan bir idari yazışmanın sonucu değildir; somut bir hukuki mekanizmaya tabidir:

MADDE 25 – (2) İş sağlığı ve güvenliği bakımından teftişe yetkili üç iş müfettişinden oluşan heyet, iş sağlığı ve güvenliği bakımından teftişe yetkili iş müfettişinin tespiti üzerine gerekli incelemeleri yaparak, tespit tarihinden itibaren iki gün içerisinde işin durdurulmasına karar verebilir. Ancak tespit edilen hususun acil müdahaleyi gerektirmesi hâlinde; tespiti yapan iş müfettişi, heyet tarafından karar alınıncaya kadar geçerli olmak kaydıyla işi durdurur.

Normal süreç: Teftiş yapan müfettiş tehlikeyi tespit ettiğinde, teftişe yetkili üç iş müfettişinden oluşan bir heyet oluşturulur. Heyet, tespiti takiben iki gün içinde toplanarak karar verir.


Acil durum: Tehlikenin ivedi niteliği taşıması halinde tespiti yapan müfettiş, heyet kararını beklemeksizin işi derhal durdurabilir. Bu hızlı müdahale yetkisi, uygulamada özellikle inşaat ve maden sahalarındaki ani tehlike tespitlerinde kullanılmaktadır.


Karar valiliğe ya da kaymakamlığa derhal bildirilir. Kolluk kuvvetleri (polis veya jandarma) kararı acil durumlarda aynı gün, normal durumlarda ise 24 saat içinde yerine getirir ve işyeri mühürlenir.


2.3. İşverenin Hukuki Yolları: İtiraz ve İptal Davası


İşin durdurulması kararı, her ne kadar kural olarak derhal icra edilse de işveren bu karara karşı yargı yoluna başvurabilir. Burada süreler hayati önem taşımaktadır:


•        Yetkili Mahkeme: İş mahkemesi (idare mahkemesi değil)

•        İtiraz Süresi: Kararın uygulanmasından itibaren 6 iş günü

•     Yargılama Süreci: Mahkeme itirazı öncelikli olarak görüşür ve 6 iş günü içinde kesin karara bağlar

•        Kararın Niteliği: Mahkeme kararı kesindir; temyiz yolu kapalıdır

 

UYARI: Mahkemeye itiraz, işin durdurulması kararının icrasını otomatik olarak durdurmaz. İşyeri, mahkeme iptal kararı verene ya da Bakanlık tehlikenin giderildiğini onaylayana kadar faaliyetini sürdüremez. İtiraz eden işveren, karar iptal edilene kadar işçilere ücret ödemeye devam etmekle yükümlüdür.

 

Eksikliklerin giderilmesi halinde işveren, durumu Bakanlığa yazılı olarak bildirir. Bakanlık en geç 7 gün içinde inceleme yaparak talebi sonuçlandırır. Bu sürenin hukuki ağırlığını kavramak önemlidir; Bakanlığın incelemesi olumsuz sonuçlanırsa işyeri mühürlü kalmaya devam eder.


2.4. Durdurma Sürecinde Çalışan Haklarının Korunması


İşin durdurulması, faturası çalışana yansıtılamayacak bir durumdur. Kanunun 25. maddesinin 6. fıkrası açıktır:


MADDE 26 - (6) İşveren, işin durdurulması sebebiyle işsiz kalan çalışanlara ücretlerini ödemekle veya ücretlerinde bir düşüklük olmamak üzere meslek veya durumlarına göre başka bir iş vermekle yükümlüdür.

Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde, etkilenen her bir çalışan için ayrı ayrı idari para cezası uygulanır. Üstelik durdurma süresi boyunca sosyal güvenlik primlerinin de eksiksiz ödenmesi zorunludur; aksi halde SGK mevzuatından doğan ayrı bir yaptırım riski de gündeme gelir.


2.5. En Ağır Yaptırım: İzinsiz Çalışmaya Hapis Cezası


2015 yılında kanuna eklenen ve bugün hala uygulamada etkin bir yaptırım olan madde 25/8, ihlale doğrudan ceza hukuku müdahalesini düzenlemektedir:


MADDE 25 – (8) İşyerinde durdurulan işlerde izinsiz çalışma yaptıran işveren veya işveren vekillerine üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.

Bu hüküm son derece sert bir uyarı niteliğindedir. İş durdurma kararını görmezden gelmek ya da mühür fekki yaparak çalışmaya devam etmek, idari bir ihlal olmaktan çıkarak doğrudan Türk Ceza Kanunu kapsamında yargılamaya zemin oluşturur. Hapis cezası ertelenebilir olmakla birlikte, sicile işlenmesi ticari ve mesleki açıdan ciddi sonuçlar doğurabilir.


2.6. Maden İşletmelerinde Ölümlü Kaza Sonrası Kamu İhalesinden Yasaklanma (Madde 25/A)


Kanun koyucu, özellikle maden sektöründeki ağır iş kazalarına karşı ekonomik izolasyon yöntemini de devreye sokmuştur:


MADDE 25/A – Ölümlü iş kazası meydana gelen maden işyerlerinde kusuru yargı kararı ile tespit edilen işveren, mahkeme tarafından iki yıl süreyle kamu ihalelerine katılmaktan 5/1/2002 tarihli ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasında sayılanlarla birlikte yasaklanır. Kararın bir örneği işverenin siciline işlenmek üzere Kamu İhale Kurumuna gönderilir ve Kurumun internet sayfasında ilan edilir.

Bu karar Kamu İhale Kurumu'na bildirilir ve kurumun internet sitesinde kamuoyuna ilan edilir. Yasaklama kararı, şirketi kamu ihalelerinden iki yıl süreyle fiilen dışlar. Bu durum özellikle kamu altyapı projelerine bağımlı maden ve enerji şirketleri için geri dönüşü güç sonuçlar doğurabilir.

 

Bölüm 3: İSG İdari Para Cezaları — 2026 Güncel Tutarlar, Hesaplama Yöntemi ve Örnekler


6331 sayılı Kanun'un 26. maddesi, işverenler üzerindeki en doğrudan finansal baskıyı oluşturan idari para cezalarını düzenlemektedir. 27/11/2025 tarihli ve 33090 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 585) ile %25,49 olarak tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranı, tüm baz ceza tutarlarını önemli ölçüde yukarı çekmiştir.


3.1. İhlal Türlerine Göre Temel Ceza Kalemleri


Kanundaki ceza kalemleri, ihlalin niteliğine göre farklılaşmaktadır. İşverenlerin en sık karşılaştığı başlıklar şunlardır:


  • İş güvenliği uzmanı veya işyeri hekimi görevlendirmemek: Her bir eksik profesyonel için ayrı ceza; aykırılık sürdükçe her ay tekrar eder

  • Risk değerlendirmesi yapmamak: Belge yokluğu kadar güncellenmemesi ya da faaliyet alanını kapsamıyor olması da yaptırıma tabidir

  • İş kazası ve meslek hastalığı bildirimi yapmamak: 3 iş günü içinde yapılması zorunlu olan bu bildirim, SGK tarafından doğrudan takip edilmekte ve ceza SGK tarafından kesilmektedir

  • Çalışanlara İSG eğitimi vermemek: Eğitim verilmeyen her bir çalışan için ayrı ayrı hesaplanan ceza, büyük ölçekli işyerlerinde toplam yükümlülüğü katlanarak artırır

  • İşyeri hekimliği raporlarını zamanında düzenlememek veya ibraz etmemek


Kanun metni, risk değerlendirmesi ihlali için şu temel cezayı öngörmektedir:


MADDE 26 – ç) 10 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre risk değerlendirmesi yapmayan veya yaptırmayan işverene üçbin Türk Lirası, aykırılığın devam ettiği her ay için dörtbinbeşyüz Türk Lirası, dördüncü fıkrasında belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen işverene binbeşyüz Türk Lirası,...idari para cezası verilir.

Kanundaki bu baz tutarlar, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca her yıl yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. 2026 yılında ilk tespit cezası 66.664 – 199.993 TL, aykırılığın devam ettiği her ay için ise 100.119 – 300.357 TL aralığında artırımlı olarak uygulanabilmektedir. Bu tutarlara ek olarak işyerinin tehlike sınıfı ve çalışan sayısına göre %25 ile %200 arasında değişen artırım katsayıları da devreye girebilir.


3.2. Kademeli Ceza Sistemi: Çalışan Sayısı ve Tehlike Sınıfı


6331 sayılı Kanun'un en kritik mekanizmalarından biri, 26. maddenin 3. fıkrasında düzenlenen ceza artırım sistemidir. Bu sistem, işyerinin büyüklüğü ve tehlike sınıfına göre baz ceza tutarlarını %25 ile %200 arasında artırmaktadır:

 

Çalışan Sayısı

Az Tehlikeli

Tehlikeli

Çok Tehlikeli

Artırım Oranı (Çok Teh./50+)

1–9 Çalışan

Baz Miktar

+%25

+%50

%50

10–49 Çalışan

Baz Miktar

+%50

+%100

%100

50+ Çalışan

+%50

+%100

+%200

%200

 

Örnek hesaplama: 60 çalışanı bulunan ve 'Çok Tehlikeli' tehlike sınıfında yer alan bir şantiyede risk değerlendirmesi yapılmadığının tespit edilmesi halinde, 2026 yılı resmi listesine göre ilk tespit cezası 66.664 TL'nin %200 artırımıyla 199.992 TL olarak uygulanır. Aykırılık 3 ay sürmüşse aylık 100.119 TL'nin aynı artırımla hesaplanan 300.357 TL'si üç kez tahakkuk eder; yani yalnızca bu tek eksiklik 3 ayda 901.071 TL'ye ulaşabilir.


3.3. Kümülatif Ceza Riski: "Her Çalışan İçin" ve "Her Ay İçin"


İSG ihlallerinde mali yükün gerçek boyutunu anlamak için iki temel çarpanı göz önünde bulundurmak gerekir: çalışan sayısı ve aykırılığın devam süresi. 50 çalışanı olan bir işyerinde tüm çalışanlara 6 ay boyunca eğitim verilmediği tespit edilirse ortaya çıkacak ceza, tek seferlik bir rakamın 300 katına (50 çalışan x 6 ay) ulaşabilir.


Aynı anda birden fazla eksiklik bulunması halinde cezalar birleştirilmez, her bir yükümlülük için ayrı ayrı hesaplanarak toplanır. Bu durum, birkaç ay boyunca ihmal edilen İSG yükümlülüklerinin toplamda milyonlarca liraya ulaşan ceza tablolarına dönüşmesine zemin hazırlar.


3.4. İSG Para Cezalarında Ödeme, İtiraz Süreleri ve Yetkili Merciler


Cezaların hukuki niteliği, ödeme süresi ve itiraz yolu, hangi kurum tarafından kesildiğine göre farklılık göstermektedir:


SGK tarafından kesilen cezalar: Yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı bildirim yükümlülüğüne aykırılıkta uygulanır. İtiraz ve tahsilat 5510 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde gerçekleşir.


İl Müdürlükleri tarafından kesilen cezalar: Diğer tüm İSG ihlalleri için Çalışma ve İş Kurumu il müdürü tarafından gerekçeli olarak verilir. Tebliğden itibaren 30 gün içinde ödenmesi gerekir.


Peşin ödeme indirimi: Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca, ceza tebliğinden sonra belirli süre içinde peşin ödeme yapılması halinde %25 indirim uygulanır.


İtiraz için yetkili merci, idare mahkemesi de iş mahkemesi de değildir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca İSG idari para cezalarına itirazda doğru merci Sulh Ceza Hakimliği'dir; itiraz süresi tebliğden itibaren 15 gündür.


3.5. İş Durdurma Kararı ile İdari Para Cezasının Birlikte Uygulanması


İşin durdurulmasına neden olan aynı fiilden dolayı ayrıca idari para cezası uygulanmaz (Madde 26/4). Bu "çifte ceza yasağı", hem hukuki adalet ilkesinin hem de orantılılık ilkesinin yansımasıdır. Ancak bu kural yalnızca durdurma kararının kapsadığı fiil için geçerlidir; durdurma kararına rağmen çalışmaya devam edilmesi halinde hapis cezası gündeme gelir ve bu durumda artık para cezası değil, doğrudan cezai yaptırım uygulanır.


3.6. Damga Vergisi ve Harç Muafiyeti


Kanunun 27. maddesi, İSG süreçleriyle ilgili düzenlenen kağıtların damga vergisinden, yapılan işlemlerin ise harçtan muaf tutulduğunu hükme bağlamaktadır. Bu düzenleme, işverenlerin İSG uyum maliyetlerini kısmen hafifletmeye yönelik önemli bir teşvik olarak öne çıkmaktadır. Büyük ölçekli işletmelerde yıl içinde düzenlenen çok sayıda İSG belgesi, risk değerlendirme raporu ve benzeri dokümanlar için damga vergisi istisnasının mali etkisi göz ardı edilmemelidir.

 

Bölüm 4: Rücu Davaları ve SGK'nın Geri Alma Hakkı — 2026 İçin Kritik Risk


İSG mevzuatı ihlallerinin hukuki zincirine en sık atlanan halka, rücu davalarıdır. İşvereni yıkıcı boyutlarda mali yükümlülükle karşı karşıya bırakabilen bu mekanizma; idari para cezası veya iş durdurma kararıyla kıyaslandığında çok daha büyük bir tehdit oluşturabilir.


4.1. SGK'nın Rücu Hakkının Hukuki Temeli


5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 21. maddesi, SGK'ya ödediği sigorta yardımları ve gelirler için işverene rücu etme hakkı tanımaktadır. Buna göre, iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle yapılan tüm harcamalar (tedavi giderleri, geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri, ölüm aylığı, cenaze yardımı vb.) işverenin ihmali ya da kusuru tespit edildiğinde işverenden geri alınabilir.


Rücu davasının açılabilmesi için ağır kusur şartı her zaman aranmamaktadır. Kanunun 21/1. fıkrası uyarınca, iş kazasının veya meslek hastalığının 'işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliğine ilişkin mevzuat hükümlerine aykırı hareketi' sonucu meydana geldiğinin tespiti yeterlidir. İSG mevzuatına aykırılık — 6331 sayılı Kanun yükümlülüklerinin yerine getirilmemiş olması — yargı içtihadında rücu taleplerini doğrudan güçlendiren bir unsur olarak benimsenmektedir.


4.2. Kaçınılmazlık İlkesi ve Rücu Miktarları


SGK, işverenden geri talep edeceği tutarı hesaplarken 'kaçınılmazlık' derecesini göz önünde bulundurur. Kaçınılmazlık ilkesi; olayın, alınan tüm teknik ve örgütsel önlemlere karşın önlenemeyeceğini ifade eder. İSG ihlali mevcutsa (risk değerlendirmesi yapılmamışsa, eğitim verilmemişse, koruyucu ekipman sağlanmamışsa) mahkemeler kural olarak kaçınılmazlık savunmasını kabul etmez ve işverenin kusur oranını yüksek belirler.


Orta büyüklükte bir iş kazasında SGK rücu tutarı birkaç milyon TL'ye ulaşabilmekte; ölümlü ya da ağır yaralanmalı kazalarda ise on milyonlarca TL'ye kadar çıkabilmektedir. Bu tabloya, çalışan veya mirasçıları tarafından Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve devamı maddeleri uyarınca açılacak destekten yoksun kalma ile maddi-manevi tazminat davaları da eklenir.


4.3. Cezai Sorumluluk: Taksirle Yaralama ve Öldürme


İş kazasında işverenin veya işveren vekilinin taksiri mevcutsa taksirle öldürme veya yaralama suçları nedeniyle Türk Ceza Kanunu kapsamında cezai yargılama başlatılır. İSG yükümlülüklerinin belgelenmiş biçimde yerine getirilmemiş olması, mahkemelerde 'bilinçli taksir' nitelendirmesine zemin oluşturabilir. Bu durum, olası cezanın artırılarak belirlenmesiyle ve erteleme imkânının daralmasıyla sonuçlanabilir.


 

Bölüm 5: 2025-2026 Mevzuat Değişikliklerinin Özeti ve Proaktif Hukuki Strateji


5.1. 7538 Sayılı Kanun (Ocak 2025): En Kritik Değişiklikler


15.01.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7538 sayılı Torba Kanun, 6331 sayılı Kanun'da gerçek içerikli ve teyit edilebilir değişiklikler gerçekleştirmiştir. İşverenler açısından en önemli yenilikler şunlardır:


  • 01.01.2025 tarihinden itibaren 50'den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri de (kamu kurumları dahil) işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı görevlendirme yükümlülüğü kapsamına alınmıştır. Bu yükümlülük, daha önce erteleme kararlarıyla sürekli ertelenmekteydi ve Geçici Madde 9 kapsamındaki son erteleme 31.12.2024'te sona ermiştir.

  • 50'den az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıftaki işyerlerinde işveren veya işveren vekili, Bakanlıkça ilan edilen 2 günlük eğitimi tamamlamak şartıyla işe giriş ve periyodik muayeneler dışındaki İSG hizmetlerini bizzat yürütebilir; muayeneler için ise ÇASMER, aile hekimleri veya diğer kamu sağlık hizmeti sunucularından hizmet alınabilir.

  • Kanun, Çalışan Sağlığı Merkezleri (ÇASMER) ve Ekipman Muayene Kuruluşu tanımlarını 6331 sayılı Kanun bünyesine alarak bu hizmet sunucularını yasal çerçeveye entegre etmiştir.

  • OSGB bildirim yükümlülüğü güçlendirilmiştir: Eksiklik bildirimi yapmayan işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanının belgesi 3 ay, tekrarında 6 ay askıya alınır; OSGB'nin yetki belgesi ise 6 ay, tekrarında 1 yıl askıya alınır. Kötü niyetle gerçek dışı bildirimde bulunduğu mahkeme kararıyla tespit edilen kişinin belgesi ise 6 ay süreyle askıya alınır.

  • Sağlık raporlarının alınabileceği kurumlar genişletilmiş; 50'den az çalışanı bulunan ve az tehlikeli işyerleri için ÇASMER'lerden, aile hekimlerinden veya diğer kamu sağlık hizmeti sunucularından yararlanma imkânı açıkça düzenlenmiştir.


5.2. 2026'nın Denetim Trendleri: Dijitalleşme ve Hedefli Teftiş


2026 yılında İSG denetimlerinin giderek daha hedefli ve veri odaklı bir yapıya kavuştuğu görülmektedir. SGK istatistikleri, ÇSGB risk endeksleri ve sektörel kaza verileri bir araya getirilerek "yüksek riskli" olarak sınıflandırılan işyerleri öncelikli denetim kapsamına alınmaktadır. Bu yaklaşım, özellikle aşağıdaki sektörlerde yoğunlaşmaktadır:


•        İnşaat ve yapı sektörü (iskele güvenliği, yüksekte çalışma, elektrik güvenliği)

•        Madencilik ve taş ocakları (patlayıcı madde yönetimi, havalandırma sistemleri)

•        Kimyasal üretim ve depolama tesisleri (MSDS belgeleri, kimyasal risk değerlendirmesi)

•        Metal ve demir-çelik sanayi (ergitme, kaynak ve sıcak iş süreçleri)


Dijital dönüşüm çerçevesinde elektronik belge ibrazı ve İSG kayıt sistemlerinin Bakanlık platformlarıyla entegrasyonu teşvik edilmektedir. Kanunun 27. maddesi uyarınca Bakanlık, tüm belge ve bilgileri elektronik ortamda isteyebilir ve bu ortamda onaylayabilir.


5.3. İşverenler İçin Proaktif Hukuki Strateji Önerileri


Yılmaz Tatlı Hukuk Bürosu olarak 2026 denetim gerçekliğini göz önünde bulundurarak işverenlerimize yönelik beş temel strateji önerisi sunmaktayız:


1. Periyodik Hukuki Uyum Denetimi (Compliance Audit): Yılda en az iki kez, bağımsız bir hukuk bürosu ve İSG uzmanı eşliğinde kapsamlı uyum denetimi yapılmalıdır. Bu denetim; mevcut yükümlülüklerin tam listesini, eksik belgeler ve eğitimleri, potansiyel ceza riskini ve tehlike sınıfı güncelliğini kapsayan bir rapor ortaya çıkarmalıdır.


2. Risk Değerlendirmesinin Sürekli Güncel Tutulması: Risk değerlendirmesi "yapıldı mı?" sorusu kadar "güncel mi?" sorusu da yaptırım kapsamındadır. İşyerinde ekipman değişikliği, yeni bir faaliyet alanı açılması veya kaza yaşanması risk değerlendirmesinin güncellenmesini zorunlu kılar.


3. Belge ve Kayıt Yönetim Sistemi: Müfettiş ziyaretlerinde ibraz süresi oldukça kısadır. Tüm İSG belgelerinin (eğitim listeleri, sağlık raporları, risk değerlendirmesi revizyonları, ekipman bakım kayıtları) dijital ve basılı olarak erişilebilir arşivlerde tutulması, hem müfettiş işbirliğini kolaylaştırır hem de olası bir dava sürecinde kritik delil niteliği taşır.


4. Çalışan Temsili ve İç İletişim: İSG kurulunun ve çalışan temsilcilerinin etkin çalışması, hem kanuni yükümlülük hem de gerçek bir güvenlik güvencesidir. Çalışanların tehlikeleri kolayca raporlayabildiği bir iç iletişim sistemi, denetim öncesinde eksikliklerin fark edilmesini sağlar.


5. Denetim Öncesi Hukuki Hazırlık: Müfettiş ziyaretleri anlık gerçekleşebileceğinden, işyerinde denetim koordinatörü olarak belirlenmiş bir kişinin her zaman hazır ve yetkili olması önerilir. Bu kişi, müfettişe hangi belgelerin ibraz edileceğini, hangi soruların nasıl yanıtlanacağını ve hangi süreçlerin kayıt altında olduğunu bilen bir profil olmalıdır.

 

Sıkça Sorulan Sorular


Denetim Yetkisi ve Müfettişler

İSG müfettişi önceden haber vermek zorunda mıdır?

Hayır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 92. maddesi ve 6331 sayılı Kanun uyarınca iş müfettişleri önceden haber vermeksizin diledikleri zaman denetim yapma yetkisine sahiptir. Haber verme yükümlülüğü yasal dayanaktan yoksundur.


OSGB denetimini kim yapar?

2024 yılındaki 7495 sayılı Kanun değişikliğiyle birlikte, Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri artık İSG Genel Müdürlüğü bünyesindeki çalışma uzmanları, mühendisler, tabip ve biyologlar tarafından da denetlenebilmektedir. Bu denetim salt idari değil, fiilen sahaya inen teknik bir inceleme niteliği taşımaktadır.


Denetim sırasında meslek sırrı ihlal edilirse ne yapılabilir?

Kanunun 24/A maddesi denetim personeline açık bir gizlilik yükümlülüğü getirmektedir. Bu yükümlülüğün ihlali halinde ilgili personel hakkında hem idari hem de Türk Ceza Kanunu kapsamında işlem yapılabilir.


Denetim sırasında belge ibraz etmemek cezası nedir?

İş müfettişlerinin çağrısına uymamak, ifade vermemekten kaçınmak ya da belge ibraz etmemek, 6331 sayılı Kanun'un 24. maddesi atfıyla 4857 sayılı İş Kanunu'nun 107. maddesi uyarınca idari para cezasına tabidir. 2026 yılı resmi listesinde bu kalem baz düzeyde 111.263 TL'ye kadar çıkabilmekte; tehlike sınıfı ve çalışan sayısı artırımlarıyla birlikte bu tutar katlanabilmektedir. Kesin rakam için ÇSGB/İSGGM'nin yıllık yayımladığı resmi idari para cezaları listesi esas alınmalıdır.


İş Durdurma Kararları

İş durdurma kararı verildiğinde tüm fabrika mı kapanır?

Hayır. Tehlikenin niteliğine ve kapsamına göre işyerinin yalnızca bir bölümü, belirli bir makine ya da iş istasyonu durdurulabilir. Ancak risk tüm işyerini tehdit ediyorsa karar tüm faaliyeti kapsar.


Eksiklikleri giderdikten sonra işe nasıl başlayabiliriz?

Eksikliklerin giderildiğini Bakanlığa yazılı olarak bildirmeniz gerekir. Bakanlık en geç 7 gün içinde yerinde inceleme yaparak talebi sonuçlandırır. Bakanlığın olumlu onayı olmadan işi yeniden başlatmak mühür fekkine ve hapis cezasına yol açar.


İş durdurma kararına itiraz ederken faaliyete devam edebilir miyiz?

Hayır. Mahkemeye itiraz, durdurma kararının icrasını durdurmaz. İtiraz sonuçlanana kadar işyeri faaliyete devam edemez. Aksi halde Madde 25/8 uyarınca 3 ila 5 yıl hapis cezası riski doğar.


İş durdurma süresince işçilerin sigorta primleri yatar mı?

Evet. Kanun açıkça işverenin ücret ödeme yükümlülüğünü sürdüreceğini öngörmektedir. Bu yükümlülüğe ek olarak sosyal güvenlik primlerinin de eksiksiz ödenmesi zorunludur.


İdari Para Cezaları

Aynı anda birden fazla eksiklik bulunursa tek bir ceza mı kesilir?

Hayır. Kanun metni 'her bir yükümlülük için ayrı ayrı' ve 'aykırılığın devam ettiği her ay için' ibarelerini içermektedir. Cezalar birleştirilmez; tek tek hesaplanarak toplanır ve toplam yükümlülük son derece ağır boyutlara ulaşabilir.


İş durdurma kararı varken ayrıca para cezası kesilir mi?

Hayır. Madde 26/4 uyarınca işin durdurulmasına sebep olan aynı fiilden dolayı ayrıca idari para cezası uygulanmaz. Ancak durdurma kararına rağmen çalışma yapılırsa para cezası değil, doğrudan hapis cezası gündeme gelir.


Risk değerlendirmesi yapıldı ama güncellenmedi; ceza kesilir mi?

Evet. Kanun yalnızca risk değerlendirmesinin hiç yapılmamasını değil, değişen iş koşullarına rağmen güncellenmemesini ya da kapsamının yetersiz kalmasını da yaptırıma bağlamaktadır. Özellikle çok tehlikeli sınıftaki işyerleri için bu durum tek başına durdurma gerekçesi oluşturabilir.


2026 yeniden değerleme oranı İSG cezalarını ne kadar artırdı?

2026 yılı için 27/11/2025 tarihli ve 33090 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 585) ile yeniden değerleme oranı %25,49 olarak tespit ve ilan edilmiştir. Bu oran, 6331 sayılı Kanun'un 26. maddesinde belirtilen baz ceza tutarlarını aynı oranda yukarı çekmektedir. Büyük ölçekli ve çok tehlikeli sınıftaki işyerleri için bu artışın çarpan etkisi çok daha belirgin biçimde hissedilmektedir.


Cezaya itiraz hangi mahkemede yapılır?

İSG idari para cezalarına itirazda doğru merci, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca Sulh Ceza Hakimliği'dir; itiraz süresi tebliğden itibaren 15 gündür. İdare mahkemesi veya iş mahkemesi bu itirazlar için yetkili değildir. İdari para cezasının yanında iş durdurma gibi ek bir yaptırım kararı da verilmişse İdare Mahkemesi görevli olabilir; bu ayrımı doğru yapmak itiraz hakkının korunması bakımından kritik önem taşır.

 

Sonuç: Proaktif İSG Hukuku Modeli

6331 sayılı Kanun kapsamındaki İSG denetimleri ve yaptırımlar, 2026 itibarıyla birkaç kritik özellik kazanmıştır: daha sık, daha hedefli ve çok daha pahalı. Yeniden değerleme oranının getirdiği otomatik artış mekanizması, kümülatif ceza yapısı ve iş durdurma kararının anlık icrası, "sonra hallederiz" yaklaşımını telafisi güç mali ve hukuki risklerle eş anlamlı hale getirmiştir.


Uygulamada İSG hukukunu "reaktif" değil "proaktif" bir çerçevede ele alan işletmeler sadece cezalardan değil, iş durdurma, rücu davaları ve kamu ihalesinden yasaklanma gibi varoluşsal tehditlerden de korunabilmektedir. Bir işyerinde yaşanan her ciddi iş kazası, ardından gelen tüm idari, hukuki ve ticari zinciri tetiklemektedir.


Yılmaz Tatlı Hukuk Bürosu olarak; teftiş süreçlerinin yönetimi, denetim hazırlığı, idari cezalara itiraz, iş durdurma kararlarına karşı hukuki süreç yürütülmesi ve rücu davalarının takibi konularında güncel mevzuat ışığında danışmanlık sunmaktayız. İşletmenizin İSG hukuki risklerini değerlendirmek ve proaktif bir uyum stratejisi oluşturmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

 

Adres: Helis More Residence, Yalı Mah. Kadir Sk. No:14 Kartal/İstanbul

ÖNEMLİ UYARI: Bu rehberde yer alan bilgiler, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve ilgili yönetmelikler dikkate alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her işyerinin tehlike sınıfı, çalışan sayısı ve faaliyet konusu farklılık gösterdiğinden, somut uygulamalar öncesinde uzman bir İSG hukuku avukatına danışılması kritik önem taşır. YILMAZ & TATLİ Hukuk, bu metindeki genel bilgiler ışığında profesyonel hukuki destek alınmadan gerçekleştirilen işlemlerin sonuçlarından sorumlu tutulamaz.

6331 Sayılı İSG Kanunu uyarınca 2026 iş sağlığı ve güvenliği denetimi, iş durdurma kararı ve idari para cezası tebliğini simgeleyen profesyonel kapak görseli.
2026 yılı, İSG mevzuatında "bekle ve gör" döneminin kapandığı, dijital denetim ve ağır kümülatif yaptırımların reel bir risk haline geldiği bir dönüm noktasıdır. İşletmeler için mesele artık sadece bir ceza ödemek değil; iş durdurma kararları, rücu davaları ve kamu ihalelerinden yasaklanma gibi varoluşsal tehditlerle başa çıkabilmektir. Bu rehber, karmaşık yasal yükümlülükleri birer mali yük olmaktan çıkarıp, işletmenizi hukuki ve operasyonel anlamda güvence altına alacak proaktif bir yönetim stratejisine dönüştürmeniz için hazırlandı.

Yorumlar


bottom of page