WhatsApp’tan ulaşın
top of page

Sigorta Araç Hasar Tazminatında KDV Dahil Edilir mi Yargıtay'ın Yerleşik Uygulaması

  • Yazarın fotoğrafı: Avukat Ramazan Yılmaz
    Avukat Ramazan Yılmaz
  • 6 Ağu
  • 11 dakikada okunur

Trafik kazaları sonrasında açılan maddi tazminat davalarında en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri, araç hasar bedelinin KDV dâhil mi yoksa KDV hariç mi hesaplanacağıdır. Özellikle bilirkişi raporlarında hasar bedelinin KDV hariç ve KDV dâhil olmak üzere iki ayrı şekilde gösterildiği ya da KDV'ye ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmektedir. Bu durum ise hükme esas alınacak gerçek zarar miktarının belirlenmesinde belirsizliğe yol açabilmektedir.


Oysa tazminat hukukunun temel ilkesi, zarar görenin gerçek zararının eksiksiz olarak giderilmesidir. Araç, trafik kazası öncesindeki durumuna getirilecekse, bunun için gerekli olan parça, işçilik ve servis hizmetleri KDV'ye tabidir. Dolayısıyla araç sahibinin fiilen katlanacağı onarım maliyetinin içerisinde KDV de bulunmaktadır.


Bu nedenle yalnızca KDV hariç hasar bedelinin esas alınması, zarar görenin gerçek zararının tam olarak karşılanmaması sonucunu doğuracaktır. Sigorta şirketinin veya sorumlunun tazmin yükümlülüğü de gerçek zararı kapsadığından, KDV'nin ayrıca değerlendirilmesi değil, hasar tazminatının bir unsuru olarak kabul edilmesi gerekir.


Bilirkişi Raporlarında KDV'nin Ayrı Gösterilmesi Doğru Mudur?

Uygulamada bazı bilirkişiler, hasar bedelini hem KDV hariç hem de KDV dâhil olarak ayrı ayrı hesaplamakta; ancak hangi tutarın hükme esas alınması gerektiği konusunda açık bir sonuca yer vermemektedir. Bu yöntem, özellikle mahkemeler açısından hüküm kurulurken, icra aşamasında ise infaz sırasında tereddütlere neden olabilmektedir.


Gerçek zararın belirlenebilmesi için bilirkişi raporunda ödenmesi gereken nihai hasar bedelinin KDV dâhil tek bir kalem olarak açık ve net şekilde gösterilmesi, hem hukuki güvenlik hem de infaz kabiliyeti bakımından daha isabetlidir.


Yargıtay'ın KDV Konusundaki Yerleşik Görüşü

Yargıtay, uzun yıllardır verdiği kararlarında araç hasar tazminatına KDV'nin de dâhil edilmesi gerektiğini istikrarlı şekilde kabul etmektedir.


Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2014/9038 E. – 2014/9078 K.

''...Sigortacı, ZMSS sözleşmesinden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yide (3065 sayılı KDV Kanunu uyarınca) zarar görene ödemek zorundadır. Bu nedenle mahkemece, tespit edilen zararın, KDV ilave onarıma ilişkin fatura olmadığı vs. gerekçelerle KDV hariç tazminata hükmedilmesi de doğru değildir...''

Yukarıdaki kararda açıkça ifade edildiği üzere, aracın onarılıp onarılmaması veya onarıma ilişkin fatura sunulup sunulmaması, KDV'nin tazminat kapsamına dâhil edilmesine engel değildir. Önemli olan, zarar görenin uğradığı gerçek zararın belirlenmesidir.


Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/14700 E. – 2016/4229 K.

Yargıtay aynı yaklaşımını sonraki kararlarında da sürdürmüştür:

''...3065 sayılı KDV Kanunu'nun 1. maddesine göre Türkiye'de yapılan sınai, ticari, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyet çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabidir. Davacının aracına verilen zararı gidermek için gerekli onarım, parça ve işçilik hizmeti de anılan yasa gereğince KDV'ye tabidir. Bu nedenle davacı lehine KDV dahil edilerek hasar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir...''

Bu karar da göstermektedir ki, araç onarımına ilişkin hizmetler KDV'ye tabi olduğundan, gerçek zarar hesaplanırken KDV'nin dışlanması hukuka uygun değildir.


Sıkça Sorulan Sorular (SSS) - Araç Hasar Tazminatında KDV Dahil Edilir mi


Araç hasar tazminatına KDV dâhil edilir mi?

Evet. Araç onarımına ilişkin parça, işçilik ve servis hizmetleri KDV'ye tabi olduğundan, gerçek zararın tazmini ilkesi gereğince hasar bedeline KDV'nin de dâhil edilmesi gerekir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da bu yöndedir.


Sigorta şirketi "fatura sunulmadı" diyerek KDV ödemeyebilir mi?

Yargıtay uygulamasına göre, aracın onarılıp onarılmaması veya onarıma ilişkin fatura ibraz edilip edilmemesi tek başına KDV'nin ödenmemesi için yeterli değildir. Gerçek zarar esas alınarak değerlendirme yapılmalıdır.


Bilirkişi raporunda KDV hariç ve KDV dâhil tutarlar ayrı ayrı yazılmışsa ne yapılmalıdır?

Bu durumda bilirkişi raporuna itiraz edilerek, ödenmesi gereken toplam hasar bedelinin KDV dâhil tek bir tutar olarak açık ve net şekilde belirlenmesi talep edilebilir. Aksi hâlde hükme esas alınacak zarar miktarı bakımından belirsizlik oluşabilir.


Hasar bedeli hangi esaslara göre hesaplanır?

Hasar bedeli; aracın kaza öncesi durumuna döndürülmesi için gerekli parça, işçilik, boya ve diğer onarım giderleri dikkate alınarak hesaplanır. Hesaplama, gerçek zararı yansıtmalı ve teknik verilere dayanmalıdır.


Değer kaybı ile hasar bedeli aynı şey midir?

Hayır. Hasar bedeli, aracın onarım maliyetini ifade eder. Değer kaybı ise araç onarılsa dahi kaza geçmişi nedeniyle ikinci el piyasa değerinde meydana gelen azalmadır. Bu iki zarar kalemi birbirinden bağımsız olarak talep edilebilir.


Bilirkişi raporundaki hasar bedeline itiraz edilebilir mi?

Evet. Kusur tespiti, onarım yöntemi, değişen parçalar, işçilik bedelleri, KDV hesabı veya değer kaybı hesabında hata bulunduğu düşünülüyorsa, bilirkişi raporuna süresi içerisinde itiraz edilerek ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi talep edilebilir.


Zorunlu trafik sigortası KDV dâhil hasar bedelinden sorumlu mudur?

Evet. Zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, poliçe limiti dâhilinde gerçek zararı tazmin etmekle yükümlüdür. Gerçek zararın kapsamına, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları doğrultusunda KDV de dâhildir.


Sonuç - Araç Hasar Tazminatında KDV Dahil Edilir mi Yargıtay'ın Yerleşik Uygulaması


Araç hasar tazminatına ilişkin bilirkişi raporlarında KDV'nin hiç değerlendirilmemesi veya KDV hariç ve KDV dâhil tutarların ayrı ayrı gösterilerek ödenmesi gereken gerçek hasar bedelinin net olarak belirtilmemesi, uyuşmazlığın çözümünü güçleştirebilmektedir.


Yargıtay'ın yerleşik içtihatları doğrultusunda, gerçek zararın tam olarak giderilebilmesi için araç hasar bedelinin KDV dâhil şekilde hesaplanması ve hükme esas alınacak nihai tazminat tutarının tek bir kalem hâlinde açık ve tereddüde yer vermeyecek biçimde belirlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle KDV'nin tazminat kapsamı dışında bırakıldığı veya açık bir değerlendirmeye yer verilmediği bilirkişi raporlarına karşı itiraz edilmesi, zarar görenin hak kaybına uğramaması bakımından büyük önem taşımaktadır.


Önemli Uyarı: Bu rehberde sunulan bilgiler, Yargıtay kararları ve Sigorta Tahkim Komisyonu uygulamaları dikkate alınarak bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Hukuki prosedürler, zamanaşımı süreleri ve hesaplama yöntemleri her somut olayın özelliğine (kusur durumu, poliçe limitleri vb.) göre farklılık gösterebilir. Ayrıca mevzuat hükümleri idari kararlarla her an değiştirilebilir. Hak kaybı yaşamamak ve tazminat miktarınızın doğru hesaplanmasını sağlamak adına, herhangi bir işlem tesis etmeden önce mutlaka uzman bir trafik ve sigorta hukuku avukatına danışmanız önemle tavsiye edilir. YT Hukuk, bu metindeki genel bilgiler doğrultusunda profesyonel destek almadan yapılan işlemlerin sonuçlarından sorumlu tutulamaz.
Sigorta araç hasar tazminatında KDV dahil edilir mi? Yargıtay'ın yerleşik uygulaması ve güncel kararları hakkında detaylı hukuki rehber.
Sigorta araç hasar tazminatında KDV dahil edilir mi? Yargıtay'ın yerleşik uygulaması ve güncel kararları hakkında detaylı hukuki rehber.


Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/14700 E. 2016/4229 K. "İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :.......Ticaret MahkemesiTaraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:- K A R A R -Davacı vekili, müvekkiline ait davalıya kasko sigortalı aracın 24/11/2011 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucu araçta oluşan 11.280,56 TL hasar, 527,26 TL otopark ücreti, 2.124,00 TL araç kiralama ücreti, 224,54 TL ekspertiz rapor ücreti olmak üzere şimdilik toplam 14.156,36 TL maddi zararın HMK 107. maddesi gereğince kaza tarihinden işleyecek ticari avans faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili, dolaylı zararların teminat dışı kaldığını, davacının ihbarı üzerine hasar dosyası açıldığını, sürücünün alkollü olduğunu ve sürücü değişikliği yapıldığını, beyan ile hasarın uyuşmaması nedeniyle ödeme yapılmadığını, rizikonun teminat dışında kaldığını beyanla davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile; davacı vasıtasında oluşan hasardan dolayı 8.587,80 TL'nin 07/12/2011 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp,değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan kasko tazminat istemine ilişkindir.10.04.1992 gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilen bir yükümlülüğünün gerekçeli kararda hüküm altına alınmamış olmasının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Yargı erkinin görev ve yetkisi Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak keza İBK'nın bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir.Tefhim edilen hüküm başka gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki İBK ile bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.Diğer taraftan 1086 sayılı HUMK’nun 381- 389. maddelerinde (6100 sayılı HMK m. 294 - 297), hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HUMK’nun 388. maddesinde (HMK m. 297/II); hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır.Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur.Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hükmün bulunması gerektiği açıktır.Somut uyuşmazlıkta, yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı 25/06/2015 tarihli kısa kararda "Hasara ilişkin talebin 8.587,80 TL'lik bölümünün kabulüne, ekspertiz ücretinin yargılama giderleri arasında değerlendirilmesine, otopark ve araç kiralama bedeline ilişkin talebin reddine," denildiği halde, gerekçeli kararda “Davanın kısmen kabulü ile; davacı vasıtasındaki oluşan hasardan dolayı 8.587,80 TL'nin 07/12/2011 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birliktedavalıdan alınarak, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine,” denilerek kısa kararda faize hükmedilmediği halde gerekçeli kararda alacağın avans faiziyle tahsiline karar verildiği görülmektedir. Bu durum HMK'nin 294/3. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas-1992/4 Karar Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişkinin giderildiği bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.3-Kabule göre de; hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı sigortalıya ait araçta davalı ... şirketinin anlaşmalı olduğu servisin yedek parça ve işçilik bedellerinde %10 iskonto uyguladığından bahisle iskontolu ve KDV hariç 8.587,80 TL tutarında hasar tespit edilmiş ve mahkemece iskontolu ve KDV hariç 8.587,80 TL hasar tazminatına hükmedilmiştir.6762 sayılı TTK'nın 1283. maddesi hükmü uyarınca, sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hasar bedeli tespit edilirken davalı ... şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma gereği olduğu belirtilen %10 iskonto esas alınarak yedek parça ve işçilik bedellerinin rayiç değerinde indirim uygulanması doğru değildir.3065 sayılı KDV Kanunu'nun 1. maddesine göre Türkiye'de yapılan sınai, ticari, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyet çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabidir. Davacının aracına verilen zararı gidermek için gerekli onarım, parça ve işçilik hizmeti de anılan yasa gereğince KDV'ye tabidir. Bu nedenle davacı lehine KDV dahil edilerek hasar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,04/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.



Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2014/9038 E. 2014/9078 K. "İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ : 11/12/2013NUMARASI : 2011/602-2013/435Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:-K A R A R-Davacı vekili, davalı şirkete trafik sigortalı aracın, müvekkiline ait araca çarparak hasarladığını, davalı taraf aracının sürücüsünün olayda tamamen kusurlu olduğunu, ihbara rağmen davalının zararı ödemediğini, tespit raporuna göre aracın pertinin uygun olduğunu, müvekkilinin hasarlı aracı 19.500,00 TL.'sına 3.kişiye sattığını belirterek 20.000,00 TL. tazminatın kaza tarihinden işleyecek reeskont faizi ile 610,00 TL. tespit giderinin tespit tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı H. Sigorta A.Ş. vekili, davacı aracında talep edilen hasar ile kazanın oluş şeklinin uyumlu olmadığını, bu kazada bu hasarın meydana gelmeyeceğini, aracın arkasında hafif hasarların olduğunu, aracın bu kazadan öncesinde ve sonrasında pek çok kazaya karıştığını, hasarın abartıldığını, olaydan 40 gün sonra araçtaki hasarın tespit edildiğini daha önce yetkili serviste inceleme yaptırılmadığını, temerrüde düşmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 5.252,60 TL. tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davalıya trafik sigortalı araç, 27.07.2011 tarihinde saat 22.45 sıralarında, arıza nedeniyle tünelde duran, davacı aracına arkasından çarparak hasarlanmasına sebebiyet vermiştir. Sürücüler arasında maddi hasarlı kaza tespit tutanağı düzenlenmiştir. Davacı aracı 1999 model üstü tenteli Mercedes CLK 200 Cabrıolet otomobildir. Kaza davalıya 03.08.2011 tarihinde ihbar edilmiş, davalı şirket nezdinde ekspertiz incelemesi yaptırılmış, 24.09.2011 tarihli eksper raporunda aracın tente açma mekanizması ile açma mekanizması arkasındaki sacın bu kazada hasarlanmayacağı, bunun dışında araçta 5.202,60 TL. (KDV hariç) zarar olduğu belirtilmiştir. Davacı taraf aracının sürücüsü, davalı sigorta görevlilerine kaza anında tente kapalı olduğundan buradaki arızayı farketmediğini ifade etmiştir. Davacı tarafça 24.08.2011 tarihinde yaptırılan tespit sonucu alınan raporda; araç üzerinde yapılan inceleme sonucu tente açma mekanizması vs. dahil toplam 43.335,00 TL. hasar olduğu belirlenmiştir.Bu hasara göre aracın pertinin uygun olduğu; 40.000,00 TL. piyasa rayicinden 20.000,00 TL. Sovtaj bedelinin mahsubu ile 20.000,00 TL. zarar bulunduğu belirtilmiştir. Davacı tespitten sonra 26.08.2011 tarihinde hasarlı şekilde aracını 19.500,00 TL. karşılığında 3.kişiye satmıştır. Tespit raporuna göre 20.000,00 TL.'nin tazmini istemiyle bu dava açılmıştir. Aracın hasarına ilişkin tespit raporu, fotoğraflar, kaza tutanağı, eksper raporu mevcuttur. Davalı, tente mekanizmasındaki hasarın bu kazada olmayacağını, davacı aracının bundan öncede birçok kazaya karıştığını (hatta 23.08.2011 tarihinde de kaza yaptığını) aracı satın alan kişinin internette araç için 27.500,00 TL. üzerinden satış ilanı verdiğini, bu ilanda aracın tente mekanizmasınının kusurusuz çalıştığının, tahmini 2.000,00 TL. tutarında hasarının olduğunun belirtildiğini, davacının önce kendi kasko şirketine müracaat ettiğini, mutabakat olmayınca kendilerinden talepte bulunduğunu belirterek eksper raporunda gerçek zararın belirlendiğini savunmuş, davacı vekili, aracın satıldığı kişinin hasarlı araç alıp tamir ederek satışa çıkardığını, tente arızasının satın alan kişi tarafından onarıldıktan sonra aracın satış ilanının verildiğini, davalı taraf aracının arkasından hızla müvekkilinin aracına çarptığını, tente açma mekanizmasının aracın arkasında olduğunu ileri sürmüştür. Dosyada iki ayrı bilirkişiden alınan raporlarda mekanizmasının arka bagajın ön kısmına yakın yerde olduğu, bunun komple bir sistem olduğu, tespit raporunda tamanının değiştirilmesi yönünde görüş bildirilip hesaplama yapıldığı, oysa hangi parça hasarlıysa değiştirilip onarılabileceği, aracın fotoğraflara, göre arka bagaj kapağında çok büyük hasar olmadığı, tente mekanızması kapalıyken bu kaza meydana gelmiş ise de bu mekanizmanın bu kazada hasarlanmayacağı bildirilmiş; mekanizma hasarı hariç birinci raporda KDV dahil 6.716,50 TL. zarar tespit edilmişken, hükme esas alınan diğer bilirkişi raporunda aracın onarımına dair fatura olmadığı, sigorta şirketlerinin KDV ödemediğinden bahisle KDV siz 5.252,80 TL. tazminat hesaplanmıştır. Bilirkişi raporları denetime elverişli olmadığı gibi hüküm kurmayada yeterli değildir. Eksik inceleme ile karar verilemez.Bu durumda mahkemece, öncelikle davacı aracının kasko şirketi A. Anonim Türk Sigorta A.Ş'den davaya konu kazaya ilişkin hasar dospyası ile davalı vekilinin bildirdiği, davacı aracının karıştığı diğer kazalara ilişkin (özellikle tespit tarihinden 1 gün önce 23.08.2011 tarihinde kaza yaptığı belirtildiğinden bununla ilgili) hasar dosyalarının (davalıdan bilgi alınarak) getirtilmesi, daha sonra İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden seçilecek araç hasarı konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi kurulundan davacının itirazları, davalı tarafın iddiaları, tespit raporu eksper raporu, fotoğraflar, kaza tutanağı, hasar dosyaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, davacı tarafı ait araçta bu kaza sonuçu maydana gelen gerçek zarar miktarının tespiti, tente açma mekanizması ve bununla ilgili parçaların bu kazada hasarlanıp hasarlanmayacağı, aracın pertinin mi onarımının mı uygun olacağı, pertinin uygun olması halinde olay tarihindeki 2. el piyasa rayici ile sovtaj değerinin tespiti hususların da ayrıntılı, açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli önceki bilirkişi raporlarıın da irdelendiği bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.Kabule görede; davalı ZMSS şirketi, KTK'nun 85. maddesinde düzenlenen araç işleteninin hukuki sorumluluğunu üstlenmiştir. Sigortalı aracın, 3.kişiye verdiği maddi zararı poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere karşılamakla yükümlüdür. Sigorta şirketi 3.kişinin uğradığı gerçek zarardan sorumludur. Sigortacı, ZMSS sözleşmesinden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yide (3065 sayılı KDV Kanunu uyarınca) zarar görene ödemek zorundadır.Bu nedenle mahkemece, tespit edilen zararın, KDV ilave onarıma ilişkin fatura olmadığı vs. gerekçelerle KDV hariç tazminata hükmedilmei de doğru değildir.SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı A. Tur. Oto. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı lehine BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 05.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.



Benzer Yazılar

Kurumsal Bilgilendirme ve İç Bağlantılar

Sitemizde yer alan tüm içerikler, ziyaretçilerimizin hukuki bilgiye daha hızlı ve doğru şekilde ulaşabilmesi amacıyla hazırlanmıştır. İlgili hukuki konular hakkında detaylı bilgi almak, güncel yayınlarımızı incelemek veya uzman ekibimizle iletişime geçmek için aşağıdaki sayfaları ziyaret edebilirsiniz:

Bu bağlantılar, site içerisinde ilgili içeriklere daha kolay ulaşmanızı sağlamak ve hukuki bilgilendirme sürecini daha verimli hale getirmek amacıyla sunulmuştur.


Yılmaz Tatlı Hukuk

Hukuki uyuşmazlıklar ve güncel mevzuata ilişkin daha fazla bilgi almak için internet sitemizde yer alan diğer içerikleri inceleyebilirsiniz.


Adres: Helis More ResidenceYalı Mah. Kadir Sk. No:14Kartal / İstanbul

E-Posta:

Google Haritalar Konumu:


AVUKAT RAMAZAN YILMAZ

Web: 

Yorumlar


bottom of page