İş Kazası Tazminatı: Maddi, Manevi Tazminat, Maluliyet ve Destekten Yoksun Kalma

İş kazası geçiren işçi; SGK'dan gelir/ödenek almanın yanı sıra, işverenin kusuru oranında maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Maddi tazminat; tedavi giderleri, kazanç kaybı ve maluliyet nedeniyle çalışma gücü kaybını (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 54); ölüm halinde ise destekten yoksun kalanların kaybını (TBK m. 53) kapsar. Manevi tazminat, bedensel bütünlüğün zedelenmesi veya ölüm hâlinde hâkimin takdirine bağlı olarak hükmedilir (TBK m. 56). Tazminat davası açmadan önce SGK'nın karşıladığı kısmın (rücu edilebilir kısmın) tespiti ve zorunlu arabuluculuk aşaması önem taşır.
İçindekiler
İş Kazası Tazminatının Hukuki Dayanakları: 5510, 6331 ve TBK İlişkisi
İş Kazası Tanımı ve Kapsamı Nedir?
İş Kazası Sonrası İşçinin Maddi Tazminat Hakları
İş Kazasında Manevi Tazminat Şartları ve Belirlenmesi
Maluliyet Oranı ve Sürekli İş Göremezlik Tazminatının Hesabı
Ölüm Halinde Destekten Yoksun Kalma Tazminatı ve Hak Sahipleri
SGK'ya İş Kazası Bildirimi ve Rücu Davası İlişkisi
İş Kazası Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
İşveren Sorumluluğunun Hukuki Niteliği ve Kusur Oranı
İş Kazası Tazminatında Zamanaşımı Süresi
İş Kazası Tazminatı Davası Açma Süreci (Arabuluculuk ve Mahkeme)
İş Kazası Sık Sorulan Sorular
1. İş Kazası Tazminatının Hukuki Dayanakları: 5510, 6331 ve TBK İlişkisi
İş kazası tazminatı tek bir kanunda düzenlenmiş bağımsız bir kurum değildir; birbirini tamamlayan üç ayrı mevzuat rejiminin kesişiminde ortaya çıkar.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, iş kazasının tanımını, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından sağlanacak gelir ve ödenekleri düzenler. Kanunun 16. maddesinde iş kazası sigortasından sağlanan haklar şöyle sayılmıştır:
''İş kazası veya meslek hastalığı sigortasından sağlanan haklar şunlardır: a) Sigortalıya, geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi. b) Sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanması. c) İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine, gelir bağlanması. d) Gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi. e) İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalı için cenaze ödeneği verilmesi. Hastalık ve analık sigortasından sigortalıya hastalık veya analık hallerine bağlı olarak ortaya çıkan iş göremezlik süresince, günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilir...''
Bu haklar, işçinin veya hak sahiplerinin uğradığı zararın tamamını karşılamaz; SGK ödemeleri belirli formüllere göre hesaplanan sınırlı tutarlardır.
Türk Borçlar Kanunu'na dayanan tazminat hukuku SGK'nın karşılamadığı zarar kısmı için işçi veya hak sahipleri, kusurlu işverenden (ve varsa üçüncü kişilerden) TBK hükümlerine göre maddi ve manevi tazminat talep edebilir.
İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ise işverenin iş kazasını önlemeye yönelik yükümlülüklerini düzenler. Bu yükümlülüklerin ihlali, tazminat davalarında işverenin kusurunun tespitinde temel dayanak olarak kullanılır.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 4. maddesinde işverenin genel yükümlülüğü şu şekilde ifade edilmiştir:
''(1) İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a) Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b) İşyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c) Risk değerlendirmesi yapar veya yaptırır. ç) Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne alır. d) Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır...''
Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise şu düzenleme yer alır: ''İşyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.'' Bu hüküm uygulamada özellikle önem taşır; işveren, işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanından hizmet almış olsa dahi, iş kazasından doğan sorumluluğu bu nedenle ortadan kalkmaz.
İşverenin işçiyi koruma borcunun bir diğer dayanağı da Türk Borçlar Kanunu 417. maddesidir. Bu maddenin ilgili kısmı şöyledir:
MADDE 417- İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür. İşverenin yukarıdaki hükümler dâhil, kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir.
Bu üç mevzuat rejiminin bir arada değerlendirilmesi, iş kazası tazminatı davalarının teknik ve çok yönlü bir hukuki inceleme gerektirmesinin temel sebebidir.
2. İş Kazası Tanımı ve Kapsamı Nedir?
Bir olayın hukuken "iş kazası" sayılıp sayılmadığı, hem SGK'dan sağlanacak haklar hem de tazminat talebinin dayanağı bakımından belirleyicidir. İş kazasının tanımı iki farklı kanunda, birbirine yakın ama tam olarak özdeş olmayan ifadelerle yer almaktadır.
5510 sayılı Kanunun 13. maddesinde iş kazası şu şekilde tanımlanmıştır:
''MADDE 13- İş kazası; a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.''
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 3. maddesinde ise iş kazası şöyle tanımlanır: ''g) İş kazası: İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olayı,'' ifade eder.
Bu tanımlar birlikte değerlendirildiğinde iş kazası kapsamının, dar anlamda "işyerinde meydana gelen kaza" ile sınırlı olmadığı görülür. Dolayısıyla; İşyerinde bulunulduğu sırada meydana gelen her türlü olay, İşveren tarafından görevli olarak başka bir yere gönderilme sırasında meydana gelen olaylar, İşverence sağlanan bir taşıtla işe gidiş-geliş sırasında meydana gelen olaylar (servis kazaları), Emziren kadın işçinin süt izni kullandığı sırada meydana gelen olaylar da kanunda açıkça iş kazası kapsamına alınmıştır.
İş kazasının bildirim yükümlülüğü hem 5510 sayılı Kanunda hem 6331 sayılı Kanunda düzenlenmiştir. 5510 sayılı Kanunun 13. maddesinin ikinci fıkrasına göre iş kazasının, sigortalıyı çalıştıran işveren tarafından ''o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma da en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde... bildirilmesi zorunludur.'' 6331 sayılı Kanunun 14. maddesinde ise işverenin ''bütün iş kazalarının ve meslek hastalıklarının kaydını tutar, gerekli incelemeleri yaparak bunlar ile ilgili raporları düzenler'' yükümlülüğü ile SGK'ya bildirme yükümlülüğü ayrıca düzenlenmiştir.
3. İş Kazası Sonrası İşçinin Maddi Tazminat Hakları
İş kazası geçiren ve hayatta kalan işçinin talep edebileceği maddi tazminatın kapsamı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde, bedensel bütünlüğü zedelenen kişinin talep edebileceği zarar kalemlerini sayar:
''Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.''
Tedavi giderleri: Kazadan sonra yapılan hastane, ameliyat, ilaç, rehabilitasyon, protez-ortez gibi giderlerdir. Bu giderlerin SGK tarafından karşılanmayan kısmı için işverenden talep hakkı doğar; SGK tarafından zaten karşılanmış giderler ise mükerrer tazminat teşkil edeceğinden ayrıca talep edilemez.
Kazanç kaybı: İşçinin, kaza nedeniyle geçici olarak çalışamadığı dönemde uğradığı gelir kaybıdır. SGK'nın ödediği geçici iş göremezlik ödeneği ile işçinin fiilen kaybettiği ücret arasındaki fark bu kapsamda talep edilebilir.
Çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar: Kaza sonucu kalıcı bir maluliyet oluşmuşsa, işçinin ömür boyu sürecek kazanma gücü kaybı bu başlık altında değerlendirilir ve aşağıda ayrı bir başlıkta ele alınan sürekli iş göremezlik tazminatının konusunu oluşturur.
Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar: İşçinin, maluliyeti nedeniyle iş piyasasındaki rekabet gücünün, terfi ve kariyer olanaklarının azalması gibi dolaylı ekonomik kayıplarını ifade eder.
4. İş Kazasında Manevi Tazminat Şartları ve Belirlenmesi
Manevi tazminat, maddi zarardan bağımsız olarak, kişinin bedensel bütünlüğünün zedelenmesinden duyduğu acı ve elem karşılığında hükmedilen bir tazminat türüdür. Hukuki dayanağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesidir:
''MADDE 56- Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.''
Hâkimin takdir yetkisi: Madde metninde "karar verebilir" ifadesi kullanılmıştır; bu, manevi tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceğinin ve miktarının hâkimin takdirine bağlı olduğunu gösterir.
Manevi tazminat talep edebilecek kişiler: Madde iki farklı durumu ayrı ayrı düzenlemiştir. Birinci fıkra, bedensel bütünlüğü zedelenen kişinin (yani doğrudan yaralanan işçinin) kendisine ilişkindir. İkinci fıkra ise "ağır bedensel zarar veya ölüm halinde" zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat hükmedilebileceğini öngörür. Buna göre, iş kazası sonucu işçi hayatını kaybetmişse, geride kalan yakınları (eş, çocuk, ana-baba gibi) kendi adlarına manevi tazminat talep edebilir; işçi ağır bir bedensel zarara uğramışsa da aynı şekilde yakınlarının manevi tazminat hakkı doğabilir.
5. Maluliyet Oranı ve Sürekli İş Göremezlik Tazminatının Hesabı
İş kazası sonucu işçide kalıcı bir sağlık kaybı oluşması hâlinde, bu durum hem SGK mevzuatı hem de tazminat hukuku bakımından ayrı ayrı sonuç doğurur.
SGK'nın sürekli iş göremezlik geliri: 5510 sayılı Kanunun 19. maddesine göre sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanma şu şekilde düzenlenmiştir:
'' İş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve engellilik nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalı, sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanır''
Aynı maddenin üçüncü fıkrasında gelirin hesaplanma esası şöyle belirtilmiştir: ''Sürekli tam iş göremezlikte sigortalıya, 17 nci maddeye göre hesaplanan aylık kazancının %70'i oranında gelir bağlanır. Sürekli kısmî iş göremezlikte sigortalıya bağlanacak gelir, tam iş göremezlik geliri gibi hesaplanarak bunun iş göremezlik derecesi oranındaki tutarı kendisine ödenir. Sigortalı, başka birinin sürekli bakımına muhtaç ise gelir bağlama oranı %100 olarak uygulanır.''
TBK kapsamında sürekli iş göremezlik (maluliyet) tazminatı: SGK geliri, işçinin fiilen uğradığı toplam kazanç kaybını çoğu zaman tam olarak karşılamaz. Bu nedenle işçi, TBK m. 54/3'te düzenlenen ''çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar'' altında, talep edebilir.
Maluliyet oranının tespiti bu süreçte kilit bir aşamadır; SGK Sağlık Kurulunca belirlenen oran, tazminat davasında da genellikle esas alınır, ancak taraflardan biri bu orana itiraz ederse mahkeme ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırabilir. Maluliyet oranı ne kadar yüksekse, tazminat miktarı da o oranda artar; sigortalının başkasının sürekli bakımına muhtaç hâle gelmesi durumunda (bakıcı gideri, ev düzenlemeleri gibi) ayrıca zarar kalemleri de gündeme gelebilir.
6. İş Kazası Ölüm Halinde Destekten Yoksun Kalma Tazminatı ve Hak Sahipleri
İş kazası sonucu işçinin hayatını kaybetmesi hâlinde, hem SGK mevzuatı hem TBK, hak sahiplerine yönelik ayrı düzenlemeler içerir.
SGK'nın ölüm hâlinde sağladığı haklar: 5510 sayılı Kanunun 20. maddesine göre ''İş kazası veya meslek hastalığına bağlı nedenlerden dolayı ölen sigortalının hak sahiplerine, 17 nci madde gereğince tespit edilecek aylık kazancının %70'i, 55 inci maddenin ikinci fıkrasına göre güncellenerek 34 üncü madde hükümlerine göre gelir olarak bağlanır.'' Bu gelirin hak sahipleri arasında paylaştırılma esasları ise Kanunun 34. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir (eşe, çocuklara, ana-babaya belirli oranlarda pay verilmesi şeklinde).
TBK kapsamında destekten yoksun kalma tazminatı: Ölüm hâlinde uğranılan zararların çerçevesi Türk Borçlar Kanunu'nun 53. maddesinde belirlenmiştir:
''MADDE 53- Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.''
Destekten yoksun kalma tazminatının en önemli özelliği, miras hukukundan bağımsız, kendine özgü bir tazminat türü olmasıdır. Bu tazminatı talep edebilmek için kişinin ölenin yasal mirasçısı olması şart değildir; belirleyici olan, ölenin sağlığında ilgili kişiye fiilen veya muhtemel olarak maddi ya da hizmet niteliğinde destek sağlıyor olmasıdır. Uygulamada eş, çocuklar ve bakmakla yükümlü olunan ana-baba, destek ilişkisinin varlığı karinesinden yararlanan kişiler arasında değerlendirilmektedir; ancak destek ilişkisinin somut olarak var olup olmadığı, her dosyada ayrıca incelenmesi gereken bir husustur.
Destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında; ölenin kaza tarihindeki geliri, yaşı, muhtemel çalışma süresi, kusur oranı ve hak sahiplerinin destekten yararlanma payları esas alınarak aktüeryal hesap yapılır. Bu hesaplamada SGK tarafından hak sahiplerine bağlanan ölüm geliri de dikkate alınarak, mükerrer tazminata yol açılmaması gözetilir.
Ölüm hâlinde manevi tazminat: Yukarıda 4. başlıkta açıklandığı üzere, TBK m. 56/2 uyarınca ölüm hâlinde ölenin yakınlarına da ayrıca manevi tazminat hükmedilebilir. Bu tazminat, destekten yoksun kalma tazminatından bağımsız bir taleptir ve aynı davada birlikte istenebilir.
7. SGK'ya İş Kazası Bildirimi ve Rücu Davası İlişkisi
İş kazası tazminatı sürecinde SGK'nın konumu iki yönlüdür: bir yandan sigortalıya veya hak sahiplerine doğrudan ödeme yapan kurum, diğer yandan bu ödemeler nedeniyle kusurlu işverene karşı rücu (geri isteme) hakkına sahip bir alacaklıdır.
5510 sayılı Kanunun m.21: ''İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.''
Bu hüküm, SGK'nın sigortalıya yaptığı ödemeleri, kusurlu işverenden geri alması (rücu) esasını düzenler. Rücu davası ile işçinin/hak sahiplerinin doğrudan işverene karşı açtığı tazminat davası, hukuken birbirinden bağımsız iki davadır; ancak her iki davada da işverenin kusurunun tespiti ortak bir teknik inceleme konusudur ve genellikle aynı bilirkişi raporlarına (kusur raporu, maluliyet raporu) dayanılır.
5510 sayılı Kanun m.23: ''Sigortalı çalıştırmaya başlandığının süresi içinde sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirilmemesi halinde, bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık halleri sonucu ilgililerin gelir ve ödenekleri Kurumca ödenir.''
İşçinin kayıt dışı çalıştırılması hâlinde de iş kazası tazminatı hakkı ortadan kalkmaz; ancak bu durum SGK ile işveren arasındaki rücu ilişkisini ve idari para cezası uygulamalarını ayrıca etkileyebilir. Sigortasız çalıştırma iddiası, somut dosyanın delilleriyle (tanık, bordro, işyeri kayıtları) ayrıca ispatlanması gereken bir husustur.
8. İş Kazası Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
İş kazası tazminatının hesaplanması, tek bir formülle özetlenebilecek basit bir işlem değildir; dosyanın niteliğine göre değişen birden fazla teknik unsurun bir arada değerlendirilmesini gerektirir. Genel çerçevede dikkate alınan başlıca unsurlar şunlardır:
Kusur oranı: İş kazasında işverenin, işçinin ve varsa üçüncü kişilerin kusur oranları, genellikle İş Sağlığı ve Güvenliği alanında uzman bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan kusur raporuyla belirlenir. Tazminat miktarı, tespit edilen kusur oranıyla doğrudan bağlantılıdır.
Maluliyet oranı: Sigortalının kaza sonucu kazanma gücünde meydana gelen kayıp oranı, SGK Sağlık Kurulu raporu veya adli tıp/üniversite hastanesi raporlarıyla belirlenir.
Gelir/ücret düzeyi: Tazminat hesabında, kazadan önceki dönemde işçinin fiilen elde ettiği ücret ile varsa yan haklar (ikramiye, prim gibi) esas alınır.
Bakiye ömür ve çalışma süresi: Aktüeryal hesaplamada, işçinin muhtemel çalışma süresi (genellikle emeklilik yaşına kadar olan aktif dönem) ve sonrasındaki muhtemel yaşam süresi (pasif dönem) birlikte değerlendirilir.
SGK ödemelerinin mahsubu: Tazminat miktarından, SGK tarafından zaten karşılanan gelir ve ödeneklerin peşin sermaye değerinin, mükerrer ödemeyi önleyecek şekilde dikkate alınması gerekir.
Manevi tazminat: Yukarıda açıklandığı üzere, hâkimin takdirine bağlı ayrı bir kalemdir ve aktüeryal bir formülle hesaplanmaz.
Bu unsurların her biri, somut olayın delillerine (SGK kayıtları, işyeri kaza tutanağı, bilirkişi raporları, tanık beyanları) göre değişkenlik gösterir. Bu nedenle "iş kazası tazminatı ortalama şu kadardır" şeklinde genel bir rakam vermek, hukuken doğru bir bilgilendirme olmaz; her dosyanın kendi somut verileriyle ayrıca hesaplanması gerekir.
9. İşveren Sorumluluğunun Hukuki Niteliği ve Kusur Oranı
İş kazası tazminatı davalarında işverenin sorumluluğunun hukuki temeli, hem sözleşmesel (akdi) hem de haksız fiil sorumluluğu kurallarıyla iç içe geçmiştir.
TBK m. 417/son fıkrasında belirtildiği üzere, işverenin kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü veya vücut bütünlüğünün zedelenmesinden doğan zararların tazmini, ''sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir.'' Bu, işverenin işçiyi gözetme borcunun ihlalinden doğan bir sorumluluk türüdür ve iş sözleşmesinin varlığına dayanır.
Uygulamada işverenin sorumluluğu, kusura dayalı ama ağırlaştırılmış bir sorumluluk olarak değerlendirilir. İşveren, iş kazasının önlenemez (kaçınılmaz) olduğunu veya kendisine hiçbir kusur atfedilemeyeceğini ispatlamadıkça sorumluluktan kurtulamaz. Bu ilke, 5510 sayılı Kanun m. 21'de de ''İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır'' ifadesiyle açıkça vurgulanmıştır.
İşçinin kendi kusuru da örneğin koruyucu ekipmanı kullanmaması, talimatlara aykırı davranması tazminat miktarını etkileyen bir unsurdur. Ancak işçinin kusurunun varlığı, işverenin 6331 sayılı Kanundan doğan önleme, eğitim verme ve denetleme yükümlülüklerini tümüyle ortadan kaldırmaz.
Üçüncü kişilerin kusurunun bulunduğu hâllerde (örneğin alt işveren, taşeron, makine üreticisi gibi), sorumluluk bu kişiler arasında kusur oranına göre paylaştırılabilir; bu durumda asıl işveren-alt işveren ilişkisinin niteliği de ayrıca değerlendirmeye alınır.
10. İş Kazası Tazminatında Zamanaşımı Süresi
Türk Borçlar Kanunu m.72: Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır...''
İş kazası tazminatı davalarında zamanaşımı süresinin somut olayda hangi hükme göre haksız fiil zamanaşımı mı, akdi sorumluluk zamanaşımı mı, yoksa iş kazasının aynı zamanda taksirle ölüme/yaralanmaya sebebiyet verme suçu oluşturması nedeniyle ceza zamanaşımı mı belirleneceği, olayın niteliğine, kaza tarihine ve tarafların hukuki konumuna göre değişebilir.
11. İş Kazası Tazminatı Davası Açma Süreci
Genel olarak süreç şu aşamalardan oluşur:
Delillerin toplanması: İş kazası tutanağı, SGK kaza bildirimi, tanık beyanları, işyeri kamera kayıtları, iş sağlığı ve güvenliği kurulu kararları, varsa Bakanlık müfettiş raporu gibi belgeler tazminat talebinin temelini oluşturur.
Arabuluculuk başvurusu: Uyuşmazlığın niteliğine göre öngörülmüşse, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru yapılması ve bu sürecin tamamlanması gerekebilir.
Dava açılması: Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa, görevli ve yetkili mahkemede dava açılır. İş kazasından kaynaklanan tazminat davalarında görevli mahkeme iş mahkemesidir; yetkili mahkeme ise genel olarak davalının (işverenin) yerleşim yeri mahkemesi veya haksız fiilin işlendiği yer mahkemesi olabilir; bu husus da somut olaya göre değerlendirilir.
Bilirkişi incelemesi: Dava sürecinde kusur oranı, maluliyet oranı ve tazminat miktarının hesaplanması için genellikle birden fazla bilirkişi (iş güvenliği uzmanı, hekim, aktüer) görevlendirilir.
Bu süreç, hak kaybına yol açabilecek usul ve süre şartları içerdiğinden, somut dosyanın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmesi önem taşır.
12. İş Kazası Sık Sorulan Sorular
İş kazası tazminatı davası kime karşı açılır?
Tazminat davası, kural olarak kusurlu bulunan işverene karşı açılır. Kazada üçüncü bir kişinin (örneğin alt işveren, taşeron veya makine üreticisi gibi) kusuru bulunuyorsa, bu kişiler de kusur oranına göre davaya taraf gösterilebilir. Kimlerin hasım gösterileceği, somut olayın kusur dağılımına göre belirlenir.
İşveren, SGK'ya prim ödediği için tazminattan sorumlu olmaktan kurtulur mu?
Hayır. SGK primlerinin ödenmiş olması, işverenin sosyal güvenlik yükümlülüklerini yerine getirdiğini gösterir; ancak işverenin iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini alma yükümlülüğünü (6331 sayılı Kanun m. 4) ihlal etmesi nedeniyle doğan kusur sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
İşçinin kendi kusuru varsa tazminat talep edemez mi?
İşçinin kusuru, tazminat hakkını tamamen ortadan kaldırmaz; kural olarak tazminat miktarının belirlenmesinde kusur oranına göre bir indirim yapılmasına yol açabilir. İşverenin 6331 sayılı Kanundan doğan önleme ve denetleme yükümlülükleri devam ettiğinden, işçinin kusurlu olduğu iddiası tek başına işvereni sorumluluktan kurtarmaz.
Kayıt dışı (sigortasız) çalışırken iş kazası geçirilirse tazminat hakkı olur mu?
Sigortasız çalıştırma, işçinin iş kazası tazminatı talep etme hakkını ortadan kaldırmaz. 5510 sayılı Kanunun 23. maddesi uyarınca, sigortalılığın süresinde bildirilmemiş olması hâlinde dahi SGK, ilgililerin gelir ve ödeneklerini öder; ayrıca yaptığı bu ödemeleri işverenden ayrıca tahsil eder. İşçinin işverene karşı doğrudan tazminat hakkı da bu durumdan etkilenmez; ancak sigortasız çalışmanın ispatı ayrı bir hukuki mesele olarak ele alınmalıdır.
Manevi tazminat miktarı önceden tahmin edilebilir mi?
Hayır. TBK m. 56 uyarınca manevi tazminat miktarı, olayın özelliklerine göre hâkimin takdirine bağlıdır; kusur oranı, maluliyet derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu gibi unsurlar birlikte değerlendirilir. Bu nedenle önceden kesin bir rakam öngörmek mümkün değildir.
Destekten yoksun kalma tazminatını yalnızca yasal mirasçılar mı talep edebilir?
Hayır. Destekten yoksun kalma tazminatı, TBK m. 53/3 uyarınca miras hukukundan bağımsız, kendine özgü bir haktır. Belirleyici olan, ölenin sağlığında ilgili kişiye fiilen destek sağlamış olmasıdır; bu nedenle yasal mirasçı olmayan ama fiilen desteklenen kişiler de belirli şartlarla bu tazminatı talep edebilir.
İş kazası tazminatı davası açmadan önce mutlaka arabulucuya mı başvurulmalıdır?
Arabuluculuğun dava şartı olup olmadığı, talebin türüne ve ilgili mevzuata göre değişebilen bir husustur; bu nedenle somut talebin niteliğine göre ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve somut bir olaya ilişkin hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut olayın özelliklerine göre uygulanacak mevzuat, süreler, hesaplama yöntemi ve hukuki yollar değişebileceğinden, işlem yapılmadan önce güncel mevzuatın ve somut dosyanın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Benzer Yazılar
İş Hukuku
İstanbul İş Avukatı – İş Hukuku Davaları https://www.yilmaztatlihukuk.com/post/istanbul-is-hukuku-avukati
Evlilik Nedeniyle İşten Ayrılma ve Kıdem Tazminatı Hakkı
İşyerinde Mobbing (Psikolojik Taciz) Davası
İşe İade Davası
Fazla Mesai Davası
Sosyal Medya Paylaşımı Nedeniyle İşten Çıkarma – İş Avukatı
İşçi Haklı Fesih Nedenleri ve Kıdem Tazminatı
İşveren Tarafından Haklı Fesih ve Fesih Sebepleri – İş Avukatı
İşçinin Çalışma Koşullarında Esaslı Değişiklik ve Haklı Fesih
İşçinin Maaşının Sürekli Geç Ödenmesi ve Haklı Fesih
İstifa, İşçi Haklı Nedenle Fesih ve Kıdem Tazminatı
SGK Rücu Davası: İş Kazası ve Meslek Hastalığında İşverene Rücu
Özel Güvenlik Görevlisi (Silahlı / Silahsız) Hakları - İş Hukuku
Yıllık İzin Ücreti: Kullanılmayan İzin Ücreti Nasıl Hesaplanır?
Kurumsal Bilgilendirme ve İç Bağlantılar
Sitemizde yer alan tüm içerikler, ziyaretçilerimizin hukuki bilgiye daha hızlı ve doğru şekilde ulaşabilmesi amacıyla hazırlanmıştır. İlgili hukuki konular hakkında detaylı bilgi almak, güncel yayınlarımızı incelemek veya uzman ekibimizle iletişime geçmek için aşağıdaki sayfaları ziyaret edebilirsiniz:
Bu bağlantılar, site içerisinde ilgili içeriklere daha kolay ulaşmanızı sağlamak ve hukuki bilgilendirme sürecini daha verimli hale getirmek amacıyla sunulmuştur.
YT Hukuk
Hukuki uyuşmazlıklar ve güncel mevzuata ilişkin daha fazla bilgi almak için internet sitemizde yer alan diğer içerikleri inceleyebilirsiniz.
Adres: Helis More ResidenceYalı Mah. Kadir Sk. No:14Kartal / İstanbul
E-Posta:
Google Haritalar Konumu:
AVUKAT RAMAZAN YILMAZ
Web:
AVUKAT MERT TATLI
Avukata Sor – Online Hukuki Danışmanlık https://www.yilmaztatlihukuk.com/istanbul-avukat-online-hukuki-danismanlik
.jpg)



Yorumlar